Bizim ufaklık sağolsun, son dört yıldır arada bir gidilen trekler ve kırk yılın başında, o da doğrusunu söylemek gerekirse etrafa ayıp olmasın diye yapılan bir iki günlük kış sporları dışında pek vücudu yorma taraftarı olmayan bir ruh halindeyim. TV karşısı koltuğumla aram iyi, birbirimizden ayrı kalmak pek istemiyoruz.
Allahtan belli bir spor geçmişim var, kondisyon henüz yerlere yapışmadı. Mutedil bir sırt ve diz ağrısı dışında genel olarak epey idare edebilirim. Ama, arada sırada bu gidişe bir son versem mi duygusu ortaya çıkıyor. Başını saklandığı yerden çıkarıveriyor ama genelde hemen kaçıyor.
Dün mesela havanın kışkırtıcı etkisiyle olsa gerek bir hamle yaptım ama boyumun ölçüsünü aldım. Durumun ciddiyetine binaen arada fitness haberleri vererek kendimi de motive tutmaya çalışacağım. İlk haberim şu: “The Journal of Strength and Conditioning Research”ın yaptığı bir araştırmaya göre çekilen mekiklerin hızı obliklerde biriken yağları eritmekte belirleyici imiş. Bu habere ilk tepkim şöyle oldu: oblik ne? Ama biraz araştırınca “oblik”in fitness aleminde oldukça sık kullanıldığını gördüm. Kabaca bir fikir edindim, çok çeşitli oblikler var. Detaya girip sıkmak istemem 
İspanya’dan Miguel Hernandez Üniversitesi’nden Dr. Vera Garcia hızlı ve tempolu hareketin, çalıştırmakta zorlandığımız kaslar üzerinde daha etkili olduğunu açıklamış. Tenis ve yüzme bu sebeple oblikler arası biriken yağları itinayla hırpalıyor, yağlar vücudu terk ediyor.
Yüzme, evet yapılabilir ama şu anda kendimi hızla mekik çekerken hayal etmekte zorlanıyorum. Aslında kendimi mekik çekerken hayal etmekte de zorlanıyorum. Neyse motivasyonu kırmadan elimden geleni ardıma koymayacağım.
(Dış ses: Genç kadın, oblik’i cümle içinde kullanarak işe başlar)
İlk hedefim, oblikler arasında biriken yağlar.
İmza D.