Can Dündar, İsmail Cem ile yaptığı uzun söyleşiyi, Ben Böyle Veda Etmeliyim adı altında kitaplaştırmış ve kitabı ölümünün birinci yılına denk gelen dönemde İş Bankası Yayınları çıkartmış. Çok akıcı ve eğlenceli bir kitap. Dolu dolu yaşamış başarılı bir kişiliğin, kendi anlatımından hayat hikayesi var. Kendisi bildiğiniz gibi Abdi İpekçi’nin yeğeni. Bakın kendi ağzından, İpekçi soyadını resmen değiştirme hikayesi:
Can Dündar: “İpekçi soyadını kullanmamanızın, Abdi İpekçi’nin bahsettiğiniz hassasiyetiyle bir ilgisi var mı?”
İsmail Cem: “Yok. O tamamen bir inat meselesi… Abdi rahmetli bana “yumuşak malzeme içine sarılmış inat” derdi. Galiba Turhan Aytul bir gazeteye anlatmış bunu… “Yumuşak inatçı” dediği şu: Ben genelde yumuşak görünür, ama çok inat edermişim, sonuçta da dediğimi yaptırırmışım. Soyadımı resmen değiştirmem sonradan Demirel’in yüzünden oldu. Onun hikayesini de bu vesileyle anlatayım: Ben 1963′te ilk yazımı Milliyet’e verirken, Amerika’da siyahlar bir yürüyüş yapmıştı. Yüz binlerce insan katılmıştı ilk defa… Onunla ilgili bir yazı yazdım, gazeteye (Cumhuriyet) girecek. “Cem İpekçi” diye imzamı attım, yazımı da Turhan Aytul’a teslim ettim. Turhan dedi ki, “Cem, senin başka ismin yok mu?” “Göbek adım var” dedim. “Büyükbabamın ismi İsmail; benim adım da İsmail Cem İpekçi.” “Peki” dedi. “İsmail Cem olarak koysak, bir mahsuru var mı senin için?”
“Hayır, ama neden” diye sordum. “Çünkü sen ilk kez halkın önüne çıkıyorsun. İpekçi soyadıyla olunca, yayın müdürü de Abdi İpekçi olduğu için, “Tabii yazısı girer.” derler. Senin buna hiç ihtiyacın yok.” dedi. Onun için kullanmadık İpekçi soyadını. 1970′te yayınlanan ilk kitabım da dahil, bütün yazılarımda, makalelerimde, kitaplarımda adım hep İsmail Cem diye geçer…
İmza G.