George Carlin, Amerika’da 70 ve 80′li yılların bir komedyeniydi. Biraz ağzı bozuk bilenen biri idi. Youtube’u izleyebilenlerdenseniz birkaç videosunu izlemenizi öneririm. Mesela dini sorguladığı bu videosu çok başarılı.
Carlin, 11 Eylül’den ve karısının ölümünden sonra söyle yazmıştı:
“Tarih içinde zamanımızın paradoksunu söyle sıralayabiliriz. Daha yüksek binalarımız ama daha az sabrımız var; daha geniş yollarımız ama daha dar bakış açılarımız var. Daha çok harcıyoruz ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz ama daha az hoşnutuz.
Daha büyük evlerimiz ama daha küçük ailelerimiz, daha çok ev gereçleri ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor çok yorgun kalkıyoruz. Çok az okuyor, çok fazla TV seyrediyor ve çok az şükrediyoruz.
Mal varlıklarımızı çoğalttık ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz. Çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz. Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik ama yeni komşumuzla tanışmak için caddenin karşısına geçmekte sorunlarımız var. Uzayı fethettik ama iç dünyamızı değil. Daha büyük işler yaptık ama daha iyisini yapamadık. Havayı temizledik ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik ama önyargılarımıza hükmedemedik.
Daha çok yazıyoruz ama daha az öğreniyoruz. Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuca varıyoruz. Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha fazla bilgisayar yapıyoruz ama daha az iletişimim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin, büyük adamlar ve küçük karakterlerin, yüksek karlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, daha dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahliaki değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar herşeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde herşeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbirşeyin olmadığı bir zamandayız.
Öyle bir zaman ki teknoloji size bu mektubu getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz…”
Bunu bana bir ara Banur göndermişti. Tekrar okudum, tekrar sevdim.
İmza D.