SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Bebelere yaşgünü partileri
May 27th, 2009 by D.

happyBizim ufaklık geçen pazar bir yaşgünü partisine davetliydi.  Tek başına gidemediği için kalktık sabahın  köründe oflaya puflaya götürdük. Fakat o da ne? Acayip eğlendik. Şöyle oldu:

Parti, Çankaya belediyesinin Ahlatlıbel tesislerindeydi. Buraya yıllar önce bir Cumartesi öğleden sonra  gitmişliğim vardır. Kapının önü konser çıkışı trafiğini hatırlattığı için, bir daha haftasonu buraya gelirsem ne olayım şeklinde yeminler ederek ortamı terk etmiştim. Önünden geçip binlerce arabayı ve boş yerler için verilen mücadeleyi gördükçe, kenarından kıyısından geçmiyorum diye aklımı severdim. Taaa ki bücür, yaşgünü davetini alana kadar.

colorfulbdstuff1Genel alışkanlık icabı saat 10:00′da başlayan partiye on dakika kadar erken gittik. İlk konuk bizdik doğal olarak.  Ev sahibi anne baba,  otoparka yakın,  güzel bir köşeyi kapmak için erkenden gelmişler. Piknik masası, kektir, börektir,  meyve suları, sütler vs. brunch formatında doldurulmuş. Mecburen bir takım balonlar şişirip, süslemelere yardım ettik. Ağaçlara süsler astık. Yer zaten, halı gibi çim.Rengarenk oldu ortam. Sonra yaşgünü sahibi (3 yaş bitiş, 4 yaştan gün alış) teşrif etti. Sonra diğer çocuklar dökülmeye başladı, etraf iyice şenlendi. Çimlerde yattık, uçurtma uçurduk bizimkiyle, daha doğrusu ben uçurdum o baktı – ben gayet  başarılıydım, bir çok babadan daha iyiydim, keh keh- . Sonra  sabun köpükleri kovaladık. Yere düşen balonları telef ettik. Harikaydı.

ayda

Bizim ufaklığın ilk bir iki yaşgünü partisi sonrasından söyle bir tespitim olmuştu. Yaşgünleri çocuklardan çok anneleri  tatmin edecek gibi tasarlanıyor. Mesela masadaki pasta, börek çeşiti adedi onların umurunda değil. Onlar kendileri  gibi bir metre yüksekliğindeki küçük canavarlarla deliler gibi  koşuşturup, çığlıklar atıp, taşkınlık yapmak,  bir noktada da pasta üfleyip, hediyeleri açmak istiyorlar.

Dolayısıyla mevsim uygunsa açık havada parti yapmak bence süper fikir. Çöpünüzü torbalayıp, çöp kutusuna bıraktığınız takdirde toplamanız gereken bir ev kalmıyor. “Ölümü gör ayakkabı çıkarmayın veya ben size terlik vereyim halı beyaz da” muhabbetleri de mesnetsiz kalıyor. Ne kadar meyve suyu damlasının yerle buluştuğunun da hiç önemi yok çünkü yer çim. Hatta bir takım pastalar yere düşürüldü. Kimsenin umurunda olmadı.

Alan  geniş olduğu  için bir  sürü  oyun da oynanabilir. Ama, çıldırmamak için  bir takım kuraları unutmamalı. Özetle süperdi, şiddetle tavsiye edilecekler kategorisine not alındı.

İmza D.

Kölekıyısı
May 27th, 2009 by D.

Yaşı ben civarı olanlar (rakam vermeye niyetim yok:) ) Kökler dizisini, Kunta Kinte’yi falan hatırlarlar. Afrika’dan koparılan ve köle olarak çalıştırılmak üzere Amerika’ya getirilen  siyahların hikayesi, milleti zamanında çok etkilemiştir. Benzer hikayeler  Türkiye’de de var.  afrikali-turk2

Mustafa Olpak‘ın Kenya’dan İstanbul’a, Köle kıyısı isimli kitabını daha yeni bitirdim. İç Anadolu’da doğup büyüyünce insan Afrikalı Türklerle pek karşılaşmıyor, ama Ege kıyılarında gözler onlara aşina.

Olpak’ın ailesi de Kenya’dan köle olarak çalıştırılmak üzere getirilen ve Osmanlı’da nesillerce çalıştırılanlardan. Punto yayınlarından çıkan kitap devamlı parçalanan aile hikayeleri ile dolu. Aile bireylerinin tamamı köle olarak   görüldüğü için, aman anne ve çocuklarını veya kardeşleri birbirlerinden ayırmayalım diye bir kaygı yok. Hepsi oraya buraya savrulmuş. Azad edilmeleri sonrasında Olpak’ın ailesi hep yoksullukla boğuşmuş.

mustafa-olpakAyvalık’ta mermer ustalığı yapan Olpak’ın iddiasına göre, Cumhuriyetten beri hiçbir tarihçi, araştırmacı, veya üniversite, bu siyah insanların geçmişini, sosyolojik  yapısını araştırmamış. National Geographic ekibi gelip  Olpak’la görüşüp özel bir sayı hazırlamışlar. Olpak’ın fotoğrafını da oradan buldum.

Kitap da bana ilginç gelen bir konu da şöyle: 1800′lerin sonu ve hatta 1920′lere kadar aktif olan bir dernek  Afrika’dan getirilenler arasında bir iletişim ağı faaliyeti yürütüyormuş. Örgütün belli sayıda azatlı locası varmış ve her locanın başında azatlı bir Kolbaşı veya Godya denilen bir başkan  bulunurmuş. Bunlar sahipleriyle geçinemeyen kölelerin özgürlüğünü satın alırmış, yaşlı ve düşkünleri barındırırlarmış. Dini görevleri de varmış, yılın belli zamanları ayinler düzenlerlermiş. Bu örgüt sayesinde  herhalde, dağılan aileler bir şekilde bir araya gelebiliyorlarmış.

Bir de duyduğuma göre TRT, Olpak’ın kitabını temel alarak Ayvalık, İstanbul ve Girit’te  “Arap Kızı Camdan Bakıyor” isimli bir belgesel çekmiş. Bu belgeseli seyrettiğimi hayal meyal hatırlıyorum. Olpak’ın iddiasına göre Antalya’dan İstanbula kadar sahil şeridinde yaklaşık iki milyon kadar Afrikalı Türk vatandaşı yaşıyor. Radikal’de de geçen sene bir haber çıkmıştı. İsteyenler buradan okuyabilir.

İmza D.

Kendisi ile yapılan bir röportaj için tıklayın.

Ankara Sokak Festivali
May 27th, 2009 by D.

sokak-festivali

SOKAK FESTİVALİ 3 BAŞLIYOR – 30 MAYIS’TA KARUM ÖNÜNDE…

PROGRAM

30 Mayıs 2009 Gün Boyunca Resim Çalışmaları (İsteyen şövalesini alıp katılabilir.)

“Objektifte Ankara Var!” Fotoğraf sergisi

“24 Saat Kavaklıdere” Fotoğraf sergisi

Karikatür Sergisi

Çevre Sergisi

ve

Serbest Kürsü…(dileyen Daha Renkli bir Başkent için gelip konuşabilir.)

 

10:00 – Karum çim alanında Meral Ceylan‘la Güneşi Selamlama

11:00 – 16:00 arası: Stantlar, mini etkinlikler, Avrupa’dan müzik

16:00 – 17:30 arası: Çocuklara Yönelik Aktiviteler

16:00′dan itibaren:

GO Oyunu Eğitimi ve Turnuvası,Capoeira Gösterileri, Avusturya’dan İllüzyon gösterileri, Ebru Atölyesi, Dijital fotoğraf etkinlikleri,Günbatımında Yoga (Yoga Sala ile)

19:00’dan itibaren Müzik ve Dans: Viento Latino eşliğinde  “Avrupa’dan hepimizin bildiği şarkılar

20:30 Film Gösterimi: “İstiridye Prensesi” -sessiz film-

21:30 Belgesel Gösterimi: “A Fair to Remember”

 

Tüm etkinliklere katılım ücretsiz ve LEO Organizasyon tarafından düzenleniyor. Durance sponsor. Etkinliklerle ilgili ayrıntılı bilgi için.

Haydi bakalım, eğlenmece…

İmza D.

»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin