İhtilaf Yönetimi Uzmanı Tanzer Gezer’i çeşitli yazılarından tanıyorum. Kanal D’nin web sitesinde Adli Tıp Kurumu’nun son vukuatları ile ilgili bir yazısı ilişti gözüme, ilgiyle okudum.
Bu ara Adli Tıp’ın vukuatı çok. Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in taciz davası görülmeye başladığından beri, dava ile ilgili verilen raporlar hakkında birşeyler duymayan/okumayan kalmamıştır herhalde. Dava konusu taciz iddiası dışında; kızcağız sayısız kereler, üstelik genelde farklı kişiler tarafından muayene olmak zorunda kalıp, bir de öyle mağdur oldu. Sonra Münevver Karabulut olayını da Adli Tıp kelimenin tam anlamıyla eline yüzüne bulaştırdı. Bir kere otopsi masası görmüştüm. Dev gibi lavabo gibi bir şeydi. Ki ben bile konuya bu kadar uzağım (sadece kriminal diziler seyrediyorum), ben bile o masa yıkanmadan, eldiven temzilenmeden/değiştirilmeden sıradaki işleme nasıl geçilir inanıyorum.
Gezer yazısında ilginç bir olaya daha değiniyor: Bir boşanma davasında, boşanmaya çalışan kızcağız, Adli Tıp’ın çeşitli tarihlerde hakkında verdiği kızlık raporları arasında tutarlılık olmadığı için, yeni rapor istenir kaygısıyla (yani kanıtlar kaybolmasın diye) eşiyle ayrıldığı günden beri kimseyle birlikte olamıyormuş. İnsan gülse mi, ağlasa mı bilemiyor.
Güzel bir yazı, tamamını ve Gezer’in diğer bazı yazılarını buradan görebilirsiniz.
İmza D.