SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
New York Gezi Notları – 8. gün
Jul 28th, 2009 by gia

Metropolitan Museum of Modern Art (MoMA)’ı gezmeyi çok istiyordum. Aynı zamanda, listemizde Rockefeller Plaza’nın tepesinde yer alan Top of the Rock da vardı. Bir baktık ki, her ikisini kapsayan bir bilet satılıyor: 30$. Ayrıntılı bilgiyi daha önce yazdığım bu postta bulabilirsiniz. Aslında sonradan şunu öğrendim: Pek çok müzeye, örneğin Metropolitan’a, NY Museum of the City’e giriş ücretsiz. Kapıya birşey yazıyorlar, 10$-20$ diye, yerseniz. Aslında o paralar “recommended”! Yani ayıp olmasın diye 2$ verip girebilirsiniz. Yorgunluktan yıkılacak haldeyken gezmeye başlamama rağmen, ben çok keyif aldım. Keşke vaktimiz daha fazla olsaydı da, Metropolitan Museum of Art’ı da gezebilseydik.

Rockefeller Plaza’nın bulunduğu sokakta NBC Store diye bir mağaza var. NBC’nin dizilerine ait t-shirtler, kupalar, ıvır zıvırlar bulabilirsiniz. Mesela Heroes, House, Friends, My Name is Earl ilk aklima gelenlerden. Bence o da eğlenceli bir mağazaydı. 3 t-shirt 65 $’dı. Doktor House’un hastane önlüğü çok güzeldi mesela, nerede giyilir bilmesem de: )

nbc-magazasi1

Ayrıca aklımda kalan bir diğer sergi de Bodies The Exhibition oldu. Las Vegas’tayken de gidememiştim; aklım kalmıştı. Kriminal şeylere aşırı meraklı bendeniz, insan vucudunun her çeşit kasını, organını canlı kadavralar üzerinde gösteren böyle bir sergiyi kaçırmamalıydı aslında. Yeri, Brooklyn’e geçişlerin yapıldığı yerde, Fulton Market’in içindeydi. Aaah, aaahhh… Çekirge 3 kere zıplar, bir daha karşılaştığımda her işimi bırakıp gideceğim. Şimdi baktım Atina ve Dublin’de de varmış sergi. İnşallah oralarda görme şansım olur: )

fulton-market

Biraz da Top of the Rock’tan bahsetmek isterim. Herkes ağız birliği etmişçesine, NY manzarasının Empire State’ten değil, Top of the Rock’tan izlenilmesi gerektiğini söylüyordu. Eh, karşı koyacak halimiz yoktu. Rockefeller Plaza’nın içinden bir asansörle 67 kat çıkıyorsunuz. Ve 67 kat tam 42 saniye sürüyor. Çıkarken kulaklarınız pıtlıyor. Gerçekten tüm NYC’yi görebileceğiniz, çok güzel fotoğraflar çekilebilecek bir mekan. Hemen çıktığınız katta fotoğraf makinelerinize veya kameralarınıza yapışmayın benim gibi. Bir üst katı da var. Hatta bir üst kat daha var ki, orada kenar camlar daha alçak olduğundan harika netlikte resimler çekebiliyorsunuz. Bence hemen en üste çıkın. Yükseklik korkusu olanlar için uygun bir yer, öyle aşırı korkutucu değil. Kenarları iyi korumuşlar, kapatmışlar camlarla. Güzel bir deneyim. Bilet alırken 2 dolara bir de broşür satıyorlar. Hangi gökdelen ne binası, tanımak için. Güzel bir broşür aslında, ama biz gerek görmedik. Zaten en bilinenleri biliyorduk; diğerleri de aklımızda sadece 4 gün kalacaktı nasılsa. (Ayrıca NY’taki gökdelenleri tanımanın bana bir katma değer sağlamayacağını hissettim bir an…)

top-of-the-rock-2top-of-the-rock-1

NY’ta yaşayan arkadaşımız sayesinde, kendimizin zor keşfedeceği yerleri gezdik. Bunlardan birisi Chelsea tarafında Frying Pan (Kızartma tavası) Tam adresi: (West Side Highway&26th St.). Eski bir gemiyi bar-restoran ortamı haline getirmişler. Biz Cumartesi akşamüstü gittik, inanılmaz kalabalıktı. Yine de şansımıza bir masa bulduk ve oturabileceğimiz kadar oturduk. Çok keyifliydi. Açık hava, bira, çok güzel yemekler, Manhattan manzarası… Şiddetle tavsiye edilir. Hatta arkadaşım, acaba herkese söylemesek mi bile dedi: ) Yok dedim, benim okuyucularım en güzeline layık: )

frying-panden-gorunusfrying-pan

Yıkılan ikiz kulelerin yeri “Ground Zero” diye anılıyor. Şu anda kenarları kapalı bir inşaat alanı halinde. O kadar büyük bir arsa ki, insan yıkılan şeylerin büyüklüklerini kavrayabiliyor. Hakikaten ürperiyorsunuz. West Village’da, sahil tarafında J. St. Vincent’s hastanesi var. Titanik’ten kurtulanlar buraya getirilmişler. Ayrıca Dünya Ticaret Merkezi’ne en yakın hastane olduğundan, yaralıların çoğu yine buraya getirilmiş. Hastanenin yakınlarında, bir köşede dikenli tellerle çevrili bir boşluk var. Tellerin üzerine, 11 Eylül saldırısı sonrası ailesini, yakınlarını kaybeden veya o mühitte yaşayan ve olaylardan etkilenen çocuklar, bazı şeyler hazırlayıp asmışlar. Yakında resmi olarak, 11 Eylül parkı yapacaklarmış orayı. Park olabilmek için çok ufak da, bir anıt gibi olacak herhalde.

11-eylul-duvariground-zero

Ground Zero, Wall Street’e çok yakın. Ayrıca Özgürlük Anıtı’nı görmek için binilen, ücretsiz Staten Island feribotlarının kalktığı iskeleye de çok yakın. Bir taşla tüm bu taşları vurabilirsiniz. Staten Island Ferry’ye bindiğinizde, Özgürlük Anıtı’na gitmiyorsunuz, sadece yakınından geçiyorsunuz. Bu da yine her giden turistin yapması tavsiye edilen aktivitelerin başında geliyor. Ama biz yapmadık, hihiii: ) Çünkü o kadar farklı yerlerden, Özgürlük Anıtı’nı gördük ki, bir daha görmek istemedik. Özgürlük Anıtı’na gidip, tepesine çıkmak isteyenler için başka botlar varmış; ben bilmiyorum, araştırın.

Yine bu muhitte, başlarda da bahsettiğim Century 21 bulunuyor. Bu aradaki günlerde, o kadar çok şey okuduk ki burayla ilgili, bir şans daha vermeye karar verdik. İkinci gittiğimizde daha fazla şey bulduk. Fırsat denebilecek şeyler var hakikaten. Yine de hiç sevimli bir ortam değil; eşeleme ortamı. Alışveriş yapmayı düşünüyorsanız, uğramanızda fayda var.

century-21-icicentury-212

Century 21st benzeri ziyaret edilmesi gereken yerler: Filene’s Basement, Loehmann’s ve Marshalls imiş. Bunlardan bir tek Loehmann, Century gibi çok marka satar, diğerleri daha makul markalar satıyormuş. Michael Kors filan bulmak mümkünmüş hepsinde. Ayrıca yine bir tavsiye: Aldığınız şeylerin üzerlerindeki etiketleri dönünceye kadar çıkartmayın, fişlerini de atmayın. İnsan bazen bir girdaba kapılıp saçma saçma şeyler alıp, otele gittiği gece pişmanlıktan kıvranabiliyor (biri gibi…:). Ürünleri aldığınız halde tutarsanız, fişiyle birlikte iade etmeniz çok kolay oluyor.

Uptown’da mutlaka yapılması gereken, hemen hemen 90. cadeden itibaren 5. cadde, Park, Madison şeklinde gide gele aşağı doğru yürümek. Yukarılarda özellikle zenginlik inanılmaz; bebek gezdiren genç kadınların çoğu Sex and the City’den fırlamış gibiler. Cumartesi-Pazar zengin Hıristiyanlar/yahudiler son derece lüks arabaları ile cemaatleri ile buluşmaya gidiyorlarmış. Zaten 5. Cadde’nin üst kısımlarından bayağı lüks çocuk dükkanları var, hepsi veliaht prens/prenses gibi. NY’un gerçek kaymak tabakası onlarmış işte.

Barnes and Noble ve Borders’da oturup saatlerce kitap okumanız mümkün. Hatta kitaplari alıp B&N’da Starbucks içine girebilirsiniz, Borders’da da Seattle’s Best’in içinde oturabilirsiniz. Bir not daha: Aldığınız kitabın temiz olması şartıyla iadesi mümkünmüş, nedeni sorulmadan, ne ilginç değil mi? (-”Bu kitabın giriş ve sonuç bölümü iyi de, gelişme bölümünde bazı kurgu eksiklikleri buldum, iade etmek istiyorum”.. -”Hay hay!!”)

Brooklyn’in pek güvenli bir bölge olmadığından bahsediliyor. Geceleri Tribeca civarı da değilmiş. Zaten NY genelde pek güvenli değilmiş.

MOMA’da oldukça tarz, pahalı ama ultra minik porsiyonlu bir restoranı varmış. Hava yapmak isteyenlere duyurulur :)
Wall Street denilen şey bir sokak. Sık sık gökdelenler var Financial District’te. Şehir oradan gelişmeye başlamış. Dolayısıyla caddelere ilk buldukları, hiç yaratıcı olmayan isimleri vermişler. Örneğin nehrin kenarında olduğu için Water Street, duvar olduğu için Wall Street, vs. Sonradan bakmışlar şehir yukarı doğru gelişiyor, bir yerden sonra grid sistemine geçmişler. Uptown’da büyük bulvarlarla, aradaki caddelerin kesişiyorlar. Tepeden bakıldığında kareli defter gibi. Her adres çok kolay bulunabiliniyor.

Manhattan’ı, Manhattan ve Brooklyn köprüsünü karşıdan seyredebileceğiniz harika bir adres vereceğim şimdi, sıkı durun: DUMBO (Down Under the Manhattan Bridge Overpass). Manhattan’dan Brooklyn’e doğru giden metroda, York Street’e inip, sahile doğru yürürseniz, işte oradasınız. Jerry Seinfeld (o da Brooklyn’li, aynı Barbra Streisand, Harvey Keitel, Paul Auster gibi… Daha o kadar çok ki, ama şu an hiç aklıma gelmediler.) bir şovunda burası için “Down Under Manhattan Bridge” demiş. Ama New Yorklular kısaltması DUMB olmasın diye, sonuna bir de “O” eklemişler. DUMBO sahilinde bir park var. Mutlaka bir sabah, alın elinize bir sandviç, atlayın metroya ve bu parka gelin. Müthiş bir manzara, arayıp da bulamayacağınız türden. Biz gece yaptığımız turla da buralardan bir yerden resim çekmiştik zaten.

dumbodan-gorunusbrooklyn-dumbo
Parkta biraz oturduktan sonra yukarılara doğru yürüyüp, sokakların arasında tur atabilirsiniz. Zenginlerin oturdukları çok güzel sokaklar var. Evler harika. Manhattan ilk gelişmeye başladığı zamanlar Downtown’da iş sahibi zengin tüccarlar evlerini burada yaptırırlarmış.

brooklyn-sokaklari-2brooklyn-sokaklari-1

Ayrıca yine sahil tarafında bir yürüme yolu var, promenade deniyor. Brooklyn Heights da buralara deniyormuş zaten. İki köprüyü de içine alan harika resimler çekebilirsiniz. Sonra aynen geldiğiniz metro ile downtown’a geri dönebilirsiniz.

Buralarda bir de Jacques Torres’in çikolata ve dondurma dükkanları var. Elinize bir külah dondurma alıp, promenade’da gezi yapmanız şiddetle tavsiye olunur.

brooklyn-jacques-torresbrooklyn-promenade

Şehir içinde, yorulduğunuzda oturabileceğiniz çok keyifli bir park: Bryant Park. (40-42.Sokaklar arası, 5-6.Av.arası. Yazın konserler, sinema gösterileri, ve yılda 2 kere NY moda haftası çadırları orada kuruluyor-bu seneden sonra NY Moda Haftası orada olmayacakmış.)

Son bir yeme-içme önerim de: Rice to Riches. (37 Spring Street’de) Bin çeşit sütlaç ve topping var. Dünnak ayrıca çok şeker sloganlarla dolu: “Dieting is optional”, vs.. Oralardan geçerseniz, bir göz atın.

İmza G.

Kırmızı Baykuş’taki diğer New York gezi notları:

New York’a gitmeden önce yapılması gerekenler
Metropolitan Museum of Modern Art (MoMA)
New York Gezi Notları – 1. gün
New York Gezi Notları – 2. gün
New York Gezi Notları – Long Island
New York Gezi Notları – 5. gün
New York Gezi Notları – 6. gün
New York Gezi Notları – 7. gün
New York Gezi Notları – 8. gün
New York’ta alışveriş

New York Gezi Notları – 7. gün
Jul 28th, 2009 by gia

Downtown turunu bugüne bırakmıştık. (Bizim 2 gün için 54 dolar verdiğimiz tura, bugün yanımızda biri pazarlıkla 3 gün 54 dolar yaptı, haberiniz olsun. Hoş 3 gün de dolaşılmaz otobüsle, ama yine de pazarlık imkanı da varmış.) Turun ilk duraklarından biri Penn Station-Macy’s. Macy’s bizdeki Boyner tarzı bir department store. Ama bu Macy’s’in özelliği dünyadaki en büyük department store oluşuymuş. 2.2 milyon feet kare imiş. Bir boş vaktimde m2’ye çevireceğim (www.birimcevir.com). 13-14 katlı bir bina ve gerçekten çok geniş tabanlı. Ayrıca yürüyen merdivenleri tahtadan, hoşuma gitti. Biz de her turist gibi bir ziyarette bulunduk elbette. Macy’s’in kendine ait bir kartı var, %15 indirim yapılan. Bir turist olarak onu alamıyorsunuz, ama %11 indirim yapılan ziyaretçi kartı alabiliyorsunuz. Müşteri hizmetleri kısmına pasaportunuzla giderseniz, size bir kart veriyorlar. Kozmetikte ve sanırım güneş gözlüklerinde geçmiyor. Sadece kıyafet, ayakkabı, ev eşyalarında geçiyor. Yine de fena değil.

macys-ny

Kitapseverler için rüya gibi olan Barnes & Noble ve ilk defa gördüğüm Borders’lar var. Dalıp da saatler harcamamak işten değil. Kırtasiyelik ıvır zıvır bölümlerinden ayrılmam bile dakikalar sürebiliyor: ) Ayrıca NY’un en köklü ve eski kitapçıları Strand (828 Broadway, 12.Sokak’ta – hem eski hem yeni kitaplar, hepsi piyasa değerlerinin oldukça altında satılıyor) ve Shakespeare&Co. (716 Broadway&Washington Place) ‘yu da kaçırmayın.

broadway-colony

Müzikle ilgilenenler, 49. Cadde ve Broadway’in köşesindeki Colony adlı dükkanı gezebilirler. Her türlü müzik aleti için, başta Broadway showlarının olmak üzere, birçok filmin, dizinin notaları bulunuyor. Sadece onlar değil, her müzik enstrümanı ile ilgili birçok kaynak var, kitap, dvd, vs. Orada da bayağı bir vakit ve dolar harcadım, itiraf ediyorum. Şu an çalmamın imkansız olduğu şeyleri bile; bir daha nerede bulurum, hayatta bulamam mantığıyla satın aldım. Pişman değilim, hem de hiç.

5. Cadde’deki NBA Store, basketbol hastaları için ilginç olabilir. T-shirt’leri denemeden almayın derim, kolları bir tuhaf durabiliyor. Sanırım NBA’deki kusursuz heykel biçimli uzun insanlardan feyz alınarak yapılmışlar: ) T-shirtün omuzları dirseğe yakın bir yerlerde bitiyor…:)

Soho, Çin Mahallesi, Tribeca, West Village, Greenwich Village, turun durakları arasında. Bugün inip de gezecek vaktimiz olmadı, ama yarın olacak. Gördüğüm kadarıyla asıl renkli NY, West Village tarafında başlıyor. Oraları gördükten sonra, Uptown’da fazla zaman geçirdiğimizi düşündüm.

cin-mahallesi1

Çin mahallesi (China Town), ciddi anlamda küçük bir Çin. Kendimi bir an Şanghay’da zannettim; neredeyse hiçbir farkı yoktu. Yürüyen insanlar da Çinli. Komik. Mott Street’te, dünyada yiyebileceğiniz en güzel Çin yemeklerini yiyebiliyormuşsunuz. Ayrıca, bütün filmlerde Çin mahallesi diye çekilen sokak Penn Street’miş (Umarım ismini karıştırmıyorumdur.). Hakikaten görünce çok tanıdık geliyor insanın güzüne. Tur rehberinin dediğine göre, evlerde 20-30’a yakın Çinli yaşıyormuş. Şimdi ev deyince de, aklınıza ev gelecek; ama değiller. Resmen baş sokulabilecek büyüklükte yerlermiş çoğu. Zaten bu bölgeye melting pot deniyormuş, insanlar birbirleriyle fazlasıyla kaynaştıkları için. Ayrıca NY’ta toplam 3 ev değiştirmiş bir arkadaşımdan öğrendiğim bilgiye göre; yeni yapılan condo tarzı binalar dışında, evlerin hiçbirinde çamaşır makinesi yokmuş! O yüzden her köşe başında laundromat denen çamaşırhaneler mevcut. Bunu Ayşe teyze kılıklı Türk annelerine anlatmak bile zor olmalı!

brooklynden-gorunus

Gece turu ise, Uptown ve Brooklyn turlarının bileşimi gibi ve adı üzerinde gece oluyor. Bütün binaları ışıklarıyla görüyorsunuz. Ayrıca en güzeli Brooklyn’den, gece Manhattan görüntüsünü görüp, resim çekme imkanı buluyorsunuz. Bu turlara mutlaka üzerine kalın bir şeyler alarak gidin. Hava ne kadar sıcak da olsa, otobüsün üzerinde rüzgardan serseme dönüyorsunuz. Biz de acayip üşüdük, bugün hava kapalıydı çünkü.

subway-map1Metrolardan da bahsetmek istiyorum: Özellikle iş saatleri çok kalabalıklar, çok havasızlar, kötü kokuyorlar… Günde 5.5 milyon insanın taşındığı bir metro sistemi için kaçınılmaz tabii. Doğru hattı bulmak hiç kolay değil, bir hattan bir hatta geçmek için bayağı bir yürünüyor. Paris metrosundan sonra, arap saçı gibi geldi bize. “Toplu taşıma” diye buna denir! Bizim en sıkış tıkış otobüslerimiz veya metrolarımız, NY metroları yanında taksi hizmeti gibi kalır bence. Değerini bilelim. Dönüşte, son derece kaotik bulduğum İstanbul, gözüme sayfiye yeri gibi gelecek; hissedebiliyorum: )

Yine kendimi şehirde dolaşan bir karınca gibi hissettiğim bir gün daha…

İmza G.

Kırmızı Baykuş’taki diğer New York gezi notları:

New York’a gitmeden önce yapılması gerekenler
Metropolitan Museum of Modern Art (MoMA)
New York Gezi Notları – 1. gün
New York Gezi Notları – 2. gün
New York Gezi Notları – Long Island
New York Gezi Notları – 5. gün
New York Gezi Notları – 6. gün
New York Gezi Notları – 7. gün
New York Gezi Notları – 8. gün
New York’ta alışveriş

»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin