Nur Çintay’ın 3 Ağustos tarihli yazısından bir paragraf hoşuma gitti aynen ekliyorum.
“Bedelli kadınlar,
‘Çok büyük bedel ödedim! Böyle konuşan şehirli “çağdaş” kadınlar var. Geçen gün iki tanesinin hasbihaline şahit oldum. Birini uzaktan tanıyorum sayılır; parmağında çıkan şeytantırnağını bedel belleyenlerden. Hakaretmiş, iftiraymış bunları geçelim, en ufak bir kılçığı kaldırmadan mağdura, mazluma yatanlardan. Cümle alemden mütemadiyen pışpış isteyenlerden. Yani değil öyle yüklü, hafif bir meblağ bile ödemişliği yok, ama mesele bu değil zaten. Asıl anlamadığım şu; Bu kalıplarla konuşmak nasıl öğreniliyor? Ben mesela hiç böyle laflar etmeyi beceremiyorum. Böyle düşünemiyorum. Gözlerimi kısarak “Büyük bedel ödedim” demek en lüzümlu yerde aklıma gelmiyor. Ne ebatta, ne ağırlıkta bedellerim var hiç kestiremiyorum. Keşke bedellerimiz ölçtürebileceğimiz bir merci olsa da aydınlansak…”
İmza D.