Fotoğrafları arşivlediğim bir ek bellek var. Bembeyaz şık birşey. Oradan oraya taşıyorum. Kaybolacak veya sakarlığımdan başına bir şey gelecek veya bir gün açılmayacak diye ödüm kopuyor. Hep, fotoğrafları dijital ortama terk etmeyeyim, seçeyim, güzel olanları albümleyeyim diye niyetleniyorum, ama genelde kalıyor. Bazen de zaten bastırdığım resimleri (çalışma odası dağınık olduğu için nereye koyduğumu bilemediğimden), yeniden bastırmış buluyorum kendimi. Delirip kendimi ısırasım geliyor.
Bir fantazim de, ek bellek ve evdeki sürüsüne bereket fotoğraf CD’lerini bir düzene koymak. Çift olanları elden çıkarmak. Ama bu işe vakit asla gelmiyor. Dün izin dönüşü zaten kimseye faydam olmaz deyip, işi gücü bir kenara bıraktım. Fotoları düzenlemeye çalıştım, ama back up sapığı olduğumdan olsa gerek, bir sürü back up dosyası çıktı ortaya. Onları düzenlemek yıllarımı alabilir. Erteledim olayı.
Gezinirken eskilerden sevdiğim resimler çıktı ortaya. Pek orjinalliği olan resimler değil, ama seviyorum. İlk koyduğum resimde yaprağı sanki içine hapsetmiş gibi. Mahpus o yaprak..

Yukardaki de aslında ilk resme benziyor ama olsun bunu da seviyorum. Ve bunu da;
Bu mavi çam ağacının Kasım 2007′de minicik kozalakları vardı. Şimdi dev gibi oldular. Çok fotojenik bence:)
İmza D.