Geçen hafta başı bizde gene tadilat başladı.Kış geceleri burnumuzun ucunun donduğu yatak odamıza yalıtım yaptık. Bu sefer kısa sürecek diye, bir nebze rahattık. Öyle olmadı. Aklımızca her türlü önlemi aldık. Eşyaların falan üstünü örteceğimiz naylonların bini bir paraydı. Para etmedi. Etraf battı.
Zulalara sakladığım, üstünü örttüğüm dizüstü bilgisayarın her tuşundan ayrı bir gıcırtı vıcırtı sesi geliyor. Toz ve inşaat pisliği bizim evi terk etmek istemiyor. (Banur fotoğraf makinası tertemiz merak etme, onu gözüm gibi saklıyorum.)
Bu arada tadilatın ortasında bir gün, bir duvarda iki renk kullanacağımız için boya almak gerekti. Kırık beyaz rengi alırken, beğendiğim ton ile makinanın yaptığı karışım -yemin ediyorum- birbirini tutmadı. Bizim elimize verilen sarı tonu bir beyaz oldu. Benim şafak attı. Çünkü evlendiğimizden beri badana seçimlerinde genel bir çuvallama durumu sözkonusu. Adamın kağıda sürüp elime tutuşturduğu rengi bütün beyazların (beyaz duvar, beyaz tahta, beyaz perde, beyaz halı) yanına tutup Bauhaus’ta sağa sola bakınmaya başladım. Normal olmadığının farkındaydım, ama elimde değil. Resmen sarı kalıyor bize verilen. Dokunsan ağlayacam. Sonra kocam elimden kağıdı kaptı. Ben cebine soktu sandım. Neyse dedim, şimdi olayı büyütmeyeyim, eve gidince yok ahşabın, üzerine, yok beyazın üzerine koyup kendimi bir daraltmaya/bir rahatlatmaya devam ederim. Eve geldik, istedim vermedi. İddiasına göre kağıdı atmış. Yemedim tabii ama ses etmedim. Benim sıyırma potansiyelimi önceden fark edebiliyor, tecrübeli kendisi. Zaten eve gelince tüm stresim geçmişti. Aman ya dedim, beyaz boya en fazla ne kadar farkeder. Gerçekten de duvara vurunca tam istediğimiz ton oldu.
Cuma sabahı tadilat resmen bitti. Akşam eve o kadar motive geldim ki. Bu akşam kaçta yatmam gerekirse gereksin evi temizlemeden yatmak yok gibi, dev gibi laflar ettim. Kocam güldü, yetiştiği kadar artık falan diyerek aklınca beni hakir (hakir miydi o laf?) gördü. İş bitsin senin de ifadeni alacam, diye aklıma not düştüm. Ona da kızı oyalama görevi verdim. Saat 23:30′da herkes (kız dahil) duşunu almış yatmaya hazırdı. Millet bunun için eve temizlik şirketi çağırıyor diye kendimle gurur duydum. Pazartesi sabahı da yardımcımız gelecek. O da artık yalar yutar evi. Bir daha bir kaç sene bana tadilat diyeni buradan Yeni Zelanda’ya kadar kovalarım (Dış ses: Kadının aklında dünyanın dört tarafını bir vesileyle gezmek vardı).
İmza D.