»
M
E
N
Ü
«
Sabahattin Ali’yi yeni keşfetmek
20.September.2009

kuyucakli-yusuf1Önerdiği kitap isimlerine kutsal muamelesi çektiğim bir arkadaşım var. Kendisi şu aralar bir Doğu Avrupa  başkentine yerleşmekle meşgul, ama önerilerin devam edeceğine inancım sonsuz. Cehaletimle barışığım, onun için bunu anlatmakta sakınca görmüyorum: Beni Sabahattin Ali ile tanıştıran odur. Okuduktan sonra sağda solda satış yapayım diye niyetlenmiştim, ama özellikle evdeki erkek tarafının arkadaşları gayet aşina çıktılar Ali ile. Benim arkadaş grubunun profili daha değişik. Sadece bir tanesi tanıyor çıktı.

İlk Kuyucaklı Yusuf’u okudum. Galiba bu Sabahattin Ali’nin ilk başarılı bulunan kitabıymış. Kitap, 1930′lu yıllarda Anadolu’da geçiyor. Yusuf bir kaymakamın yanına evlatlık aldığı, gururlu, soğuk, duygusuz görünümlü ama aslında gariban ve içinde fırtınalar kopan biri. Sevgisi  yüzünden bir sürü şeyi  göze alıyor ama  önleyemediği  dış koşullar yüzünden kaybetmeye mahkum biri.

Gerçi bana ters gelen minik şeyler vardı;  Yusuf deliler gibi romantik biri olarak resmediliyor halbuki geçmişini de bildiğimizden,  kendisini daha ziyade tutunamayan  bir karakter olarak  düşlüyoruz. Bir de kitapdaki  üvey kardeşi Muazzez’e olan aşkı emsalsiz gibi anlatılsa da genelinde romanın bir yerinde Muazezzez’in aradığı kişi olmadığını, sadece aradığına ulaşması için geçmesi gereken bir yol olduğunu, kendi kendine itiraf ediyor.

“Bu manasız ve yabancı hayatta ancak bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’ınvarlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onu bu kadar sebebsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından kopartılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu fakat Muazzez olmadan bunu yamaya muktedir olmayacağını sanıyordu.”

Sabahattin Ali 1930′larda bir arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu ihbarı üzerine bir süre cezaevinde yatmış. Çıktıktan sonra tekrar öğretmenlik yapmak için Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurmuş. Dönemin bakanı “eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini istemiş. O da Varlık dergisinde “Benim Aşkım” diye bir şiir yazarak paçayı kurtamış.

1980′lerde Fevzi Tuna filmini de çekmiş Kuyucaklı Yusuf’un. Talat Bulut, Derya Arbaş falan oynamış. Görmedim ben,  görsem de kitabı  kadar etkilemeyeceği tecrübemle sabit. Filmin müziklerini Timur Selçuk yapmış, ama çok süper şeyler okumadım katkısı hakkında. Leylim Ley, Ben Yine Sana Vurgunum, Melankoli, Dağlardır Dağlar hep bestelenen şarkıları. Şaibeli bir ölümü var Sabahattin Ali’nin. Kendi de çok çekmiş…

Kürk Mantolu Madonna‘yı da okudum yeni. Bir ara yazacğım.

İmza D.


5 yorum  
Elifin Günlüğü writes:
September 21st, 2009 at 20:47

Hanende Melek’i hatırlamak için küçük müsünüz bilemiyorum. Sabahattin Ali’nin öyküsünden çekilmiş ama daha bir etkileyici olmuş televizyon filmi… Seçil Heper oynamıştı. Kuyucaklı Yusuf filmi de fena değildi. Yine de kitap zevki olanlar için film karelerinde bir şeyler hep eksik kalıyor.

gia writes:
September 22nd, 2009 at 13:56

Ben de Kürk Mantolu Madonna’yı okudum, ama Sabahattin Ali deyince herkes Kuyucaklı Yusuf diyor.
Ben galiba Hanende Melek için küçüğüm, hiç çağrışım yapmadı:) Seçil Heper şarkıcı değil miydi diye bir soru sorsam???

Elifin Günlüğü writes:
September 23rd, 2009 at 20:44

Evet şarkıcı…Hanende Melek’te de bir şarkıcıyı canlandırıyordu.(Sizi bir röportajınızdaki fotoğrafınızdan biliyorum; evet, bu tv filmini hatırlamak için küçüksünüz:))

gia writes:
September 23rd, 2009 at 21:46

:)

Karmançormancı writes:
September 28th, 2009 at 12:46

çok beğenirim.. kürk mantolu madonna ile başladım..sonra kuyucaklı yusuf u okudum..

Yorum Bırakacağım

Yazarlar: D. - G. - B.
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin