
Geçen Cuma (25 Eylül) sabah garip bir diz ağrısıyla uyandım. Oflaya puflaya işe gittim. Bu tip açıklanamayan, sonra bıçak gibi kesilen eklem ağrılarım sık olur, onun için pek sallamadım. Ağrı hafta sonu şiddetlendi, Pazar günü korkunç sıkıntılı geçti. Hafta içi doktora gideyim diye aklıma koydum, çünkü ağrının geçeceği yok gibi duruyordu. Pazartesi, Salı bir sürü iş vardı hiç fırsat olmadı, geçer diye bekledim.Perşembe ufaklık anaokuluna başladı, onun stresi ayrı tabi, dolayısıyla ağrıyı unuttur gibi oldum, hatta tamamen unuttum. Haftasonu ağrı tamamen tavan yaptı,tüm bacağa yayıldı. Uzanmak, ayakta dolanmak, reiki, cart curt hiç biri para etmiyor. Pazar gecesi korkunç geçti. Anneannem son zamanlarda hep bacak ağrısından şikayet ediyor. Buna yakın birşey ise, valla helal olsun gene iyi dayanıyormuş garibim.
Neyse ben dayanamayıp Pazartesi ilk iş doktorun yolunu tuttum. Hatta geceyi korkunç geçirdiğimden, ağrı da geçecek gibi durmadığından, doktorun yanına girer girmez bir ağlama krizine girdim. Kadıncağız da gençten biriydi, durumu pek iyi idare edemedi doğrusu:) Belli ağrınız çok olmuş gibi bir şeyler geveledi. Bu arada bana garip garip baktı, biraz garip oldu
Sinir boşalması dediğimiz olay yaşandı:).
Neyse, bir takım testler yapıldı, iki gündür raporlu evdeyim. Testlerde de bir şey çıkmadı. Kas ağrısı olabilir, bekleyin geçecektir diye tesellilerle eve yollandım. Hafifleme de var gerçi. Geçecek bekliyorum. İşte son on günü sessizliğin biraz açıklaması bu. İnsanın bazen gerçekten yazası/ hiç birşey yapası olmuyor. (Resim buradan)
İmza D.