Haftalardır üzerimden atamadığım grip benzeri bir tarifsiz durum sonrası, gene yataklara düştüm. Domuz gribi değilim biliyorum, çünkü ateş yok. Genel bir uyuzluk hali var, tarifi zor. Ofis de sağolsun, durumu idare ediyor. Bu arada ufaklığı okula bırakma işi babaya kaldı tabii. Okulla ilgili çok fazla Pazartesi tecrübemiz yok, ama geçen hafta, mesela tatilden sonraki ilk Pazartesi sabahı, biraz mırın kırın gitti. Bu sabah da babası bırakırken, gene için için, fazla kapris yapmayarak ama seni mide ağrınla başbaşa bırakacak şekilde, sessiz ağlamaya başlamış ki, baba sonra uzun süre etkisinden kurtulamamış. Ohh olsun, anlasın her sabah neler çekiyorum. Bu okula alışma süreci bizim aileyi biraz hırpalayacak anlaşılan
Garibim bağırıp çağırsa belki daha az etkileyecek, kapris deyip gideceksin, ama için için sızlanıyor, sana yük olmamaya çalışıyor, adamı perişan ediyor. Hepimiz alışacağız bir şekilde.
(Resim bizim ufaklığın eseri. Babamın portresi. Yahu tamam adam dört göz, ama yuh artık o kadar değil:))
İmza D.