
Daha önce yazmıştım bir ara (uzun zaman önce gibi geliyor, o kadar seyrek yazabiliyorum ki bu aralar) bizim ufaklık yuvaya başlamıştı. Arada mutlu, arada mutsuz gidip geliyordu. Bir gün, ben evde raporlu olduğum bir gün, eşimin okula bırakması sonrasında burkulan yüreği dayanmadığından, yahu bu çocuk mutlu mu?, illa bu okul mu olsun? diye sorgulamaya başladık. Sorgulama çok kısa sürdü. Aynı gün kafamda olan başka bir okula gittik, onlar da sıcacık tipler çıktı. Bizim ufaklığı da götürmüştüm, o da aytık hep buyaya gelelim muhabbeti yapmaya başlayınca hemen içimiz kaynadı. Hoop hemen okul değiştirdik. O gün bugündür hiç sorun yok.Yahu hayat bazen ne kadar kolay oluyor.
Diğer bin türlü noktanın yanında, öbür yuvanın sade görüntüsü beni deliler gibi cezbetmişti. Nedense kalabalık ve çok gürültülü yuvalar, bende kaçıp bir arabanın altına saklanma dürtüsü uyandırıyor. Ama çocuk öyle düşünmüyor işte. Deliler gibi mutlu, zırlamıyor, gelince saatlerce anlatıyor. Diğer yuva yabancı dilde olduğundan, garibim neler döndüğünü bile anlayana kadar aylar geçecekti, belki ben ülser olacaktım hala ağlıyor diye.
Bu arada karar sonrası, eski yuvanın müdürüne telefon açıp, biz artık gelemeyeceğiz gibisinden bir konuşma yapmak zorunda kaldım. Orada da kendimi sorunlu çocuk annesi gibi hissettim. “Valla bir sizinki ağlıyor” gibisinden laflar işittim. İnsan bir tuhaf oluyor:)
Bu arada bazı çocuk yuvaları neden saat 16:00′da biter? Çalışan annenin çocuğu yuvaya verip, işten erken kaçmak için türlü numaralar çekmeden yaşama hakkı yok mu? Yeni yuvamız insan gibi 18:30′a kadar açık. Gerçi biz yarım zamanlı gidiyoruz, ama olsun insan darda kalırsa güvenebileceğini biliyor. Ne demek ya, illa evde çocuğu bekleyecek bir hanım mı tutacağız? Neden 30 kişi istihdam etmek zorundayız? Ya da neden anneanneye/ babaanneye yük olalım. Ya da illa ev kadını mı olalım?
Saat 16:00′da kapatan yuvalar/ preschool’lar lütfen yeniden düşünsün…
Foto buradan.
İmza D.