SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Islak bir düğün
Dec 16th, 2009 by D.

ıslak istanbul

Son zamanlarda sık sık arıza yapan arabamız, giderayak yeniden arıza yaptığı ve Bolu’da da kar uyarısı olduğu için, bir arkadaşımızın Pazar günü olacak  nikah+ yemeği için İstanbul’a otobüs ile gitmek zorunda kaldık (uçaktan hiç haz etmiyorum). Gece yolculuğu öldürdü beni,  ön koltuktan resmen kucağıma koltuğunu yatıran kızı parçalamak istedim, vs. Allahtan otelin resepsiyonunda insan evladı biri vardı da, Pazar sabahın köründe otele girmeyi başardık. Sıcacık bir odada 4 saat horlaya horlaya uyuyup, toparladım.

Sonra öğlen 12 gibi duşumu aldım, hazırlandım; gelinle damadın yanına gidelim diye sokağa bir çıktık ki deli gibi yağmur yağıyor, DTP’nin mitingi var, başka bir yerlerde de Aleviler, Dersim olaylarını protesto ediyor. Trafik kapalı, taksi falan yok. Kokteyle giyeceğim ayakkabılarım ile yollara düştüm. Bir yandan da neredeyse beş aylık hamile göbeğimden düşen pantolonu toparlamaya çalışıyorum. Eşimin durumu daha iyi, o zaten takım elbiseyi gözden çıkarmış. Taksi bulmak için epey bir yürüdük. Sonra bir dolmuşa rast geldik. O noktada çöp kamyonu olsun binecek durumdaydım, yeter ki üstü kapalı olsun. Bu arada dolmuş şoförüne gideceğimiz yeri sorduk, indirdiğim yerden 5 dakika da yürürsünüz dedi. İyi dedik. Bu kadar yürümüşüz, 5 dakika daha yürürüz. İnene kadar sıcacık  gittik. Komikti. İnsan kendi düğününe bile dolmuşla gidebilir sıkışırsa. Neyse, ineceğimiz yere geldik. Dolmuş bizi indirdi, yürümeye başladık. Birtakım ara sokaklardan yaklaşık yarım saat daha yürüdük, zaten üşütmüştüm, boğazım batıyordu. Saç yaptırma alışkanlığım olmadığından -saç kurutma makinesine dayanamıyorum- duş sonrası kendi kendime saçlarımla uğraşmıştım. Dolayısıyla biraz nemliydiler. Eşim saçlarımın nemini  fark edip, fırça atmasın diye kapüşonumu örtmüşüm. O da gözümün üstüne düşüyor, dolayısıyla devamlı kafamı arkaya atarak yürüyorum. Bu arada pantolon düşüyor, onu toparlıyorum, ayakkabı zaten batmış, paçamdan da su damlıyor, farkındayım. Bu şekilde yürüye yürüye vardık. İnsan çizmesini bu kadar mı özler? Şifayı kaptım doğal olarak, ama yolda da sinirim bozuldu, epey bir kıkırdadım. Gelenler de hayli ıslak idi. Sevimli bir düğün oldu. Gelin damat süper mutluydu. Daha ne olsun?

İmza D.

Çocuklar ve arabalarda güvenli seyahat
Dec 16th, 2009 by D.

iaPwyO384u7

Geçmişte araba mankenleri ile gerçekleştirilen deneme araba kazaları ile ilgili birkaç belgesel seyretmiştim. Nedense bunlar beni çok etkilemiş. Hep 80 km hızla giderken ani fren/ kaza  halinde arkadan gelip kafamı patlatacağı korkusuyla, arabanın arka camı içerisine kutu kola falan gibi ağır bir şeyler koymamaya çalışırım. Normal arabalarda gene neyse, ön koltuk bizi bir nebze tutar diye düşünürdüm. Ama bir zamanlar bir minibüsümüz vardı, arka koltuğun önü boş sayılırdı. Fırlasan yani, ön cama kadar 2-3 metre uçabilirdin. Seyir esnasında, emniyet kemeri takmadan seyahatte ısrar eden yaşlıların (anneanne-babaanne tayfası) başına gelebilecekleri düşünüp düşünüp, yol boyunca huzur bulamazdım. Satıldı, rahat ettim.

Geçenlerde eve dönerken bir tırın bizi biçmeye and içmişcesine üzerimize üzerimize kırmasından sonra, endişelerim daha da arttı. Bizim ufaklığı güvenli seyahat ettirmek konusunda tasalarım sürüyor yani. Allahtan kendisi, kendini emniyet kemerlerinden sorumlu müdür falan sanıyor. Bağlamayı unutursak, arabanın uyarı bipinden daha fazla rahatsız edici olabiliyor; mecburen hemen bağlıyoruz. Yani şimdilik koltuğunda seyahat etmekten ve bağlı oturmaktan bir sıkıntısı yok.

Cumhuriyet’te okuduğum bir haber çocukların arabalarda güvenli seyahati konusunda aslında ne kadar bilinçsiz olduğumuzu bana bir kere daha hatırlattı. Diğer ülkelerde yapılan çalışmalar, çocukların %80 oranında arabalarda güvenli bir şekilde taşınmadığı sonucuna ulaşıyormuş. Bu, eminim Türkiye’de çok daha fazladır. Bizim ufaklıktan daha küçük çocukların, arka koltuklarda hiç bir yere bağlı olmadan tek başına oraya buraya koşuşturduklarını görüyorum bazen. Aklım çıkıyor, önde anne kucağında seyahat edenler de cabası.

Araba kazalarında çocuk ölümleriyle ilgili Amerika’da yapılan birtakım istatistiklere ulaştım, ilginçler:

  • 3-14 yaş arası çocuklarda en fazla ölümler motorlu araç kazalarında oluyor.
  • Her sene araba kazalarında ölen çocuklar, çocuk hastalıklarından ölenlerin tamamından daha fazla.
  • Çoğu ölümcül kaza, 65 km hızdan yavaş gidilirken ve evin 40 km çevresinde gerçekleşiyor. ( mil hesabını ben yaptım, inşallah doğrudur: 40 mph ve 25 mil idi orijinali).
  • çocuk araç koltuklarının 10′da 9′u yanlış takılıyor.

Bebeklerin hem doğru tip araç koltuğunda, hem de doğru yöne bakarak taşınmaları lazım. 1 yaşına kadar veya 9-10 kiloya ulaşana kadar  arka tarafa bakarak oturmaları gerekiyor, yoksa yeteri kadar gelişmemiş boyun kasları darbe anında kafanın öne savrularak boyunlarının yaralanmasını engelleyemiyor. 1 yaşını ve 9 kiloyu geçen çocuklar, öne bakacak şekilde bir koltukta taşınabilirler.

18 kiloyu aşan çocukların ise 8 yaşına kadar çocuk koltuğunda oturmaya devam etmeleri gerekiyor. Bu koltukları depoya kaldırmak için  çocuğun 28-30 kiloyu aşması lazım. Koltuk kullanmadan arabadaki emniyet kemerleri ile idare edelim dersen, kalçayı tutması gereken kemer maalesef çocuğun karnına ve göğsü tutması gereken kemer ise çocuğun boynuna denk geliyor. Ayrıntılar için buradan buyurun.

Bir de 12 yaş altı her çocuk  mutlaka arkada oturmalı. Öndeki hava yastıkları çocuklar için ölümcül olabiliyor, şaka değil. Koltuğu öne yerleştiriyorsak, mutlaka hava yastığını kapatmalıyız. Başka ilginç ayrıntılar da var: Mesela kar montlarıyla çocuk koltukları birlikte kullanılmalıymış, çünkü mont sıkı tutuşa engel olabiliyormuş, veya bir kaza geçirmiş koltuk, bir daha kullanılmamalıymış vs. Buradan okuyun. Faydalı olduğuna inandığım iki site daha önereceğim. Bu ve bu.

İmza D.

»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin