Türkiye’de lüzumu tartışılır Kadın ve Aileden Sorumlu bir Bakanlık var biliyorsunuzdur. Bakan da ayrı bir hikaye; modası geçmiş tüm önyargıların temsilcisi gibi. Önce dizilerdeki öpüşme sahnelerinden rahatsız olduğunu, bunları itici bulduğunu söyledi. Sonra Kurtlar Vadisi hayranı çıktı. Şimdilerde de Faruk Bildirici ile yaptığı bir mülakatta, “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum.” demiş. Eklemiş: “Tedavi edilmesi gereken bir şey bence”.
Konumun gereği, değişik kimliklerin avukatlığını yapması gereken, kadına karşı ayrımcılıkla savaşması, ayrımcılıkla mücadeleye baş koyması falan beklenen Kavak, insan hakları bilincinde nal toplayan bir imaj sergiliyor. Eşcinselliğin hastalık olduğunu iddia edebilmek için, herhalde en az son 10 on yıldır insan hakları konusunda yazılmış hiç bir şeyi okumamış olmak falan gerekiyor. Röportaj sonrası Kavaf eşcinsel derneklerinin de tepkilerini topladı doğal olarak. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1990′ların başından beri car car yayınları var, eşcinselliğin hastalık olmadığına dair. Bildiğim kadarıyla Amerikan psikoloji/psikiyatri dernekleri de 1970′lerden beri bas bas bağırıyorlar, hastalık değil diye.
“Tedavi edilmesi gerekir bence” demiş ya en acınası tarafı o. Aliye hanım Dil Tarih Coğrafya Mezunu.
İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin söyle demiş konuyla ilgili olarak:
“Bugünkü bilgilerimize göre, eşcinselliğin biyolojik bir hastalık olduğuna dair hiçbir veri yoktur. Eşcinsel kişilerde, herhangi bir hormon ya da kromozom patolojisi söz konusu değildir. Dolayısıyla ortada biyolojik bir hastalık da, tedavi edilebilecek bir durum da yoktur. Sorunun temelinde eşcinsellerin toplumda kabul görmesiyle ilgili zorluklar yatıyor.
Aslında her insanın ruhsal yapısında, kişiliğinde ve bedeninde her iki cinse de özgü yanlar vardır. Hepimiz farkında olalım ya da olmayalım az veya çok eşcinsel özellikler taşırız. Bu özellikler ne kadar fazla ise o ölçüde eşcinselliğe yakın, ne kadar az ise o ölçüde heteroseksüelliğe yakınızdır.
Eşcinsel özelliklerimizin daha farkında olduğumuz zamanlar, kimimizde çok rahatsızlık yaratır ve bu tür duyguları şiddetle bastırırız. Sonra da eşcinselliğin tedavi edilmesi ve cezalandırılması gerektiğine inanır ya da eşcinselliği reddederiz. Sonuç olarak, eşcinsellere yönelik olumsuz duygu ve tutumların ardında çoğunlukla kendi eşcinsel yanlarımızdan duyduğumuz korkular ve endişeler yatar.” ( kaosgl’den alıntıdır)
İmza D.