Resmi büyütüp bir yakından bakın. Çok ilginç tipler var! Hemen birkaç makyaj dersi almak istiyorum, profesyonel makyaj!
İmza G.
Bel ağrısı ve diğer ağrılar bir nebze hafifleyince, baktım iki üç saat dik yürüyecek performanstayım, koştuk sinemaya gittik. Hem eşimi, hem beni tatmin edecek çeşitte fazla film yoktu, Old Dogs‘a niyetlendik. Sonra sinemanın önüne gidince, baktık Disney falan diyor biraz kıllandık; yoksa çocuk filmi mi bu? gibisinden. Gişedeki çocuk; yok komedi, ama isterseniz Jennifer Aniston’un filmine -The Bounty Hunter- girin dedi. Daha bir kıllandık. Ondan da kötü olabilir mi? endişeleri belirdi. Zira benim için Jennifer Aniston filmlerinin seyredilebilir olup olmaması, tamamen diğer oyuncuların kim olduğuna bağlı. Burada da Gerard Butler oynuyordu, o da pek çekici gelmedi. Üstüne üstlük eşimin yıllar öncesinden bir haftasonu, Robin Williams ile mahalle maçı gibi bir şeyde karşılıklı futbol oynamışlığı var -çok mütevazı ve sevimli herifmiş, vs-, hala hürmetle anılır evimizde. Bu çerçevede, Old Dogs’a girelim dedik.
Filmde Williams ve Travolta ortak. Travolta çapkın bekar, Williams çapkın falan değil, boşanmış, bir gece evli kaldığı ikinci karısından yıllar sonra bir çift çocuk sahibi olduğunu öğreniyor. İkizlerin bir süre bunda kalması gerekiyor. Travolta da mecburen işin içine giriyor. Williams baba olmayı öğreniyor, vs.
Hiç sıkılmadık, uzun süre de kıkırdadık. Salonda sadece dört kişi olmanın rahatlığı ile yüksek sesli kahkalar attığımı ve ara ara gözümden yaş geldiğini hatırlıyorum. Ama bu genel sinir bozukluğumdan olabilir:) Zira filmin sicili hiç parlak değil: Mesela 30. Golden Rasberry Ödülleri töreninde, Old Dogs “En Kötü Film” dalında aday gösterilmiş, ama kazanamamış. Travolta da “En Kötü Oyuncu” dalında ödüle aday gösterilmiş, ama alamamış sanırım. Eleştirmenlerden de son derece olumsuz yorumlar almış, gerçi gişe de biraz para kazandırmış; ama genel intibası pek fena. Wikipedia’daki olumsuz yorumlara bir göz atarsanız durumun ciddiyeti gözler önüne seriliyor. Ama bence cidden o kadar kötü değil.
İmza D.
Geçen hamileliğimde Avustralya’lı Kaz Cooke‘u keşfetmiştim. Yahu dedim buraya yolu düşenlere de bir faydam olsun bir iki satır yazayım.
A Bun in the Oven: The Real Guide to Pregnancy ilk okuduğum kitabı idi. Genelde hamilelikle ilgili kitapların aşırı ciddi bir tarafı var ama bu eğlenceli. Bebek bekleyen tanıdıklarıma tavsiye ettim. Okuyanlar çok beğendiler. Doğal olarak piyasada bundan daha detaylı ve teknik kitaplar var ama bu resmen eğlendiriyor, devamlı okumak zorunda değilsiniz, istediğiniz haftaya ilişkin bölümü okuyup çıkabiliyorsunuz.
A Bun in the Oven sonrası, Cooke’un doğum sonrası bebelerin bakımı ilgili Kid Wrangling: Real Guide to Caring For babies, Toddlers, and Little Kids adlı kitabını edindim. Ondan da memnun kaldım. Şiddetle tavsiye ederim. (Ama bebek bakımı ile ilgili en şiddetle tavsiye edeceğim kitap şu; The Baby Book: Everything You Need to Know About Your Baby from Birth to Age Two Yazarı: William Sears ve Martha Sears. Bunlar, sıkı takipçisi olduğum, sağda solda reklamını yaptığım, Attachment Parenting akımını ortaya atan tipler olan Sears ailesinden birileri. Dr. Sears ünvanından da anlaşılacağı gibi bir doktor, bir sürü çocuğu var. Bunların çoğu da sağlık personeli. )
Bu arada Kaz Cooke ile ilgili internet gezerken benim Cooke hakkında bildiklerimin buzdağının görünen tarafı olduğu ortaya çıktı. O kadar çok konuda, o kadar kitabı varmış ki. Karikatür çizeriymiş, bir kısa film, köşe yazıları falan var. Bir çocuk kitabını da edinmiştim, bir gün bizim ufaklıklara da sevdireceğim.
Önümüz yaz, izinliyiz, evdeyiz, okunacak bir sürü şey çıktı.Yaşadık
G. yazmış sağolsun; bizim minik eleman 17 Nisan itibarıyla teşrif etti.
Pazar sabahı tatile çıkma hazırlıkları yaparken, Cumartesi 11:00′deki doktor randevumda, öğleden sonra acilen doğuma girmemiz gerektiği haberini aldık. Haliyle hadi be falan olduk. Ama şoka girecek zaman yoktu. Zar zor eve gelip bavul toplama için bir saat izin kopardım. Evde de sıkı bir ekip çalışmasıyla, benim ve bebeğin eşyaları hazırdı. Ekstra panik kişiliği doğrultusunda, tarafımızdan rahatlatılması gereken doktorumun aksine, son derece sakindim. Sadece ameliyathanede kollarımın titremesini kontrol etmekte zorlandım, ama o muhtemelen ortamın soğukluğundan idi. Neyse doğumda bir sıkıntı olmadı. Ama bebek beklenenden erken geldiği için haliyle biraz minik. Ama toparlıyor:)
Fotoğraf bizim ufaklığınki değil elbet
Bu sefer tüm bu doğum olayı beni epey sarstı. Geçen seferki zıpkın gibi halimden eser yok. Herkesten dört senedir hiç spor yapmadığım konusunda yorumlar dinledim. Eeee yaş da ilerledi diyenler de sıkça oldu, canları sağolsun. Hırs yaptım, dün ayağa kalktım, akşam şiddetli bel ağrıları ile tekrar yatağa düştüm. Belki cidden acele etmemek daha akıllıca olacak.
D., bu Cumartesi günü acil bir doğum gerçekleştirerek, hepimizin yüreğini hoplattı. Haberi alır almaz, apar topar yola çıktık. Ailemize gerçek anlamıyla minicik bir kız katıldı. 1250 gram. Şu an bebek de, D. de iyi durumdalar. Tabii bebeğin oldukça yoğun bir bakıma ihtiyacı olacak. D. tahminimce bir süre aramızda olmayacak. Dua edelim, bebiş en kısa sürede toparlansın ve en sevdiğimiz yazarımız da bir an önce sahalara geri dönsün:) O arada benle idare etmek zorunda kalacaksınız.
Bu arada ileriye dönük yapılan bazı planların, gayet gereksiz olabileceğini gördüm. Doğum çikolatalası diye, ucuna uzun saplar takacağım pembe minik makaronlar yapmayı düşünüyordum. Sapına kurdele mi taksam, bebek mi yapıştırsam diye düşünürken; bakkaldan aldığım bir çikolata bile götüremedim o telaşla. Olsun, macera daha yeni başladı:) O makaronları bir vesileyle mutlaka yapacağım.
Bu sene ilk defa blog ödülleri yarışmasına katılacağız. Kişisel bloglar kategorisinde.
Geçenlerde Kırmızı Baykuş’un yaşgünü vesilesiyle hediye vereceğiz dedik sadece 8 kişi çekilişe katıldı. Buna da 2 ile 5 arası kişi arası oy verirse başarı sayacağız zira oy vermenin de zahmeti de var biraz. Kayıt oluyorsun vs. Neyse canınız sağolsun. Katılan olursa allah razı olsun.
Bu arada kardeş blok Hafif Tarif de yemek blogları kategorisinde katılıyor onu da hatırlatmak isteriz.
Bugün Radikal’de gördüm bunu;
“Azgın aygır ‘safkan’ dinlemedi: 5 atla çiftleşti
Balçova İlçesi’nde ipini koparan bir aygır, İnciraltı Atlı Spor Tesisleri’nin çitlerini yıkıp, aralarında yarışlarda koşan şampiyon İngiliz atı Dinyeper’in yavrusu Happy Girl’ün de bulunduğu 5 dişi atla çiftleşti. Sabah tesise gelen Mustafa Akın, aygırı dişi atların yanında ve çiftleşmeyi sürdürürken görünce dünyası yıkıldı. Atının yarış hayatının bitebileceğini söyleyen tesis sahibi Akın, aygırın sahibinin bulunması halinde 300 bin liralık tazminat davası açacağını söyledi.
İlginç olay İnciraltı semtinde, önümüzdeki cumartesi günü açılışı yapılacak olan İnciraltı Atlı Spor Tesisleri’nde meydana geldi. Çiftçilik yapanların da bulunduğu bölgede, bağlı olduğu yerden ipini koparan binek atı bir aygır, Atlı Spor Tesisleri’ne gelip çiti yıkarak, dişi atların bulunduğu bölüme girdi. Çapkın aygır, aralarında Türkiye’deki yarışlarda koşan şampiyon İngiliz atı Dinyeper’in yavrusu olan Happy Girl’in de bulunduğu beş kısrakla çiftleşti. Sabah saatlerinde tesise gelen 33 yaşındaki Mustafa Akın, gördüğü manzara karşısında şoke oldu. Durumu polise bildiren Akın, atın sahibinin belirlenmesi halinde hakkında suç duyurusunda bulunacağını ve 300 bin liralık tazminat davası açacağını belirtti.
Her yaşta İzmirliye at sevgisini aşılamak için, İncirlatı Atlı Spor Kulubü’nün açılışını yapmayı büyük bir heyecanla beklerken, sorumsuz bir at sahibinin bunu kendisine zehir ettiğini dile getiren Mustafa Akın şunları söyledi: “Bu aygır bütün hayallerimi alt üst etti. Gece yarısı atlarımın bulunduğu arazideki çiftleri yıkırak içire girip, 5 atımla da ilişkiye girmiş. Geldiğimde çiftleşmeye devam ediyordu. Güçlükle ayırmaya çalıştım ama bana karşı koydu. Zaten yapılacak bir şey de kalmadı. Atlarımdan biri de hamileydi. Gözüm gibi baktığım, yarışlarda koşturduğum, büyük umutlar beslediğim ve iki hafta dinlendirmek için buraya getirdiğim yarış atım Happy Girl’ün soyunun safkanlığını da bozdu. Hipodromdan veterinerler gelip DNA testi yapacaklar, olumsuz rapor verilmesi halinde atımın yarış hayatı bitirebilir. Bunu yapan atın sahibinden, hesabını yasal yollardan soracağım.”
Karikatür buradan
Yazık adamcağız da sinir yapmış doğal olarak ama aygır da napsın? Ben aygırın sahibi olsam derhal arazi olurum. 300 bin tazminat talebi var ucunda. Bir de atın soyu niye bozulsun? En fazla torunlardan hayır gelmez? Neyse fena olmuş:)
Kırmızı Baykuş’un yaşgünü vesilesiyle çekiliş yapıp Soul Kitchen‘in soundtrack’ini hediye edeceğimizi bildirmiştik.
Çekilişe bir ilgi, bir ilgi. Minik kağıtlara milletin adını yazmaya başladım, inanın saatlerimi aldı. Bu kadar yoğun ilgiyi en çılgın düşlerimizde bile hayal edemezdik…gibisinden birşeyler yazacaktım ki, gerçek durumla yüzleşecek kadar güçlü olduğumuza karar verdim. Utanacak ne var ayol, çekilişi, katılan sekiz kişi arasında yaptık. Katılmaya tenezzül etmeyenlerin canı sağolsun. Gül gibi CD’yi kaçırdılar + küstüm biraz.
Doğal olarak katılanların bir kısmı tanıdık idi, çekilişi bizim ufaklık yaptı. Bunlar arasından yıllardır ne ballı olduğu konuşula konuşula bitmeyen İlkem kardeş kazandı. Resim pek net değil ama isim belli oluyor sanırım.
Tebrik ederiz. Adres yollamana gerek yok, nerede yaşadığını biliyoruz .
Bugün baykuşun yaşgünü:)
Fotoyu buralardan bulduk+ hediye çekilişimizi de hatırlatmak isteriz.
Kaynak: Burası
Yarın (7 Nisan) Kırmızı Baykuş’un 1. yaşgünü.
Bu vesileyle, 1o Nisan’a kadar bize mail atıp (kirmizibaykus@gmail.com) katılma dileğini belirtenler arasından haftasonu yapacağımız çekilişte, (çekilişin şeffaf olması için bir şeyler düşüneceğiz; ama soyad, adres deşifre etmeyeceğiz, meraklanmayın) kazanan şanslı takipçiye Fatih Akın’ın Soul Kitchen isimli filminin soundtrackini hediye edeceğiz. Bu CD’yi bulmak mümkün olmazsa, ne istiyorsa soracağız, (10-15 CD’lik bir set istemediği takdirde) ne istiyorsa onu yollayacağız. Haydi bakalım. 10 Nisan’a kadar vakit var. Sonra gişe kapanacak.
Post ettikten sonra heyecanlanıp nee? ne istesek gönderecek misiniz? tipi tepkiler verenler oldu. Hangi CD’yi isterseniz anlamında yazdık onu lütfen abartmayalım:)
İmza G. ve D.