SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Görünmeyen
Apr 3rd, 2010 by D.

Uzadı, uzadı ama sonunda bitti.

Kitap;  Adam isimli bir kardeşimiz, 1960′ların sonlarında tanıştığı İsviçre-Fransız kırması bir garip profesörle (Rudolph) yaşadıklarını anlatıyor. Adamın sevgilisi Margot’ya âşık oluyor. Rudolph’la birlikte bir delikanlının ölümüne tanık oluyorlar, profesör belki de buna sebep oluyor onu tam anlayamıyoruz (ya da ben sıkılıp anlamayı reddediyorum).

Sonra Jim diye bir adam devreye giriyor ve üniversiteden kankası (artık yaşlı bir adam olan) Adam’ın, hasta yatağından kendisine gönderdiği günlüklerini deşifre etmeye başlıyor bizlere. Adam’ın miyadı dolunca, Jim ile Adam’ın kardeşi ile hem fikir olup, basalım bu yazdıklarını diye karar veriyorlar. Ama doğal olarak masumlar üzülmesin diye isimler değişiyor. Bu arada kardeşi, yazdıklarının bir kısmı (en can alıcı yerleri) doğru değil iddiasını atıyor ortaya, kafamız iyice karışıyor. Sonra devreye Adam’ın eskilerden tanıdığı nispeten genç kız giriyor (büyümüş  şimdi). O da zamanında Adam’ı sevmiş. Sonra bu kızımızın da günlüklerini/notlarını okuma fırsatı buluyoruz. Olay bu arada Karayipler’de geçmeye başlıyor. Ben o noktada çok sıkılıyorum, sırf bitirmiş olmak için kendimi zorladığımı fark ediyorum. Bittiği için seviniyorum. 

Ama araştırdım; hep olumlu eleştiriler almış bu alemde. Auster’ın en iyi kitabı falan deniyor. Siz beni dinlemeyin, kendiniz edinin okuyun, kendi kararınızı verin. Benim şu aralar hiç bir şeye enerjim olmadığı için ne desem, ne yapsam yeridir. Dikkate alınmama gerek yok.

Benim için en favori kitabı değil (Onlar: Ay Sarayı, Şans Müziği, Timbuktu vs). Şans Müziği ile ilgili bir şeyler yazmıştım bir ara. Yahu bu arada Auster, yazar Siri Hustvedt‘in eşiymiş. Bilmiyordum. Severim kendisini (Bkz. The Blindfold).

İmza D.

O kadar yorgunum ki…
Apr 2nd, 2010 by D.

Foto buradan.

İlerleyen hamilelikten olsa gerek, bu aralar cidden çok yorgunum. Öyle böyle değil. Gerçi geçen sefer böyle değil idi, zıpkın gibiydim, kendime inanamıyordum. Yahu bu iş kolaymış havasındaydım. Yaş kemale erdiğinden herhalde, bu sefer devamlı kemiklerim ağrıyor, habire yakınasım var. Milletin sabrı da bir yere kadar tabii. Daha iki aya yakın zaman kalmasına rağmen, kendimi 14-15 aylık hamile gibi hissediyorum. Bu çerçevede Cuma’lara aşırı bir sempatim var (TGIF).

Mütevazı haftasonu planlarım şöyle:

  • Gün içinde mümkün olduğu kadar geç bir saatte kadar pijamalarla yaşanacak.
  • Cumartesi akşamı arkadaşın düğününe giderken kasılmayacak, düz ayakkabı giyilecek.

Ve de en önemlisi;  son 5-6 haftadır, istisnasız  hafta içi hergün 07:30′a doğru yataktan sürüklenerek kaldırılan, oysa haftasonları yeminliymiş  gibi en geç saat 06:35 itibarıyla “sakallı dede, elinde baston, cim bom bom şeklinde şarkı çığırarak evin içinde cirit atan ufaklığın, en az saat sekize kadar uyuması konusunda allaha duacı olunacak; birtakım vaatlerde, olmadı tehditlerde bulunulacak vs. Böyle işte.

İmza D.

»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin