Cuma gecesi bir heves Robin Hood‘a gittik. Film çoğu sinemada birçok salonda birden oynuyor, ilgi büyük. Russel Crowe‘a, daha da önemlisi Cate Blanchett‘a çok güvenirdim; derinden sarsıldım. En son böyle bir hayal kırıklığını Anthony Hopkins ve Benicio Del Toro’lu Kurt Adam’da yaşamıştım.
Filmin konusu malum diyeceğim ama değil, değişik bir Robin Hood. En büyük eksiği, Robin Hood’un neyi neden yaptığını/yaşadığını adam gibi anlatamaması. Film 140 dakika, o kadar ağır ilerliyor ki, bir saat sonunda beş saattir izliyormuşum hissine kapıldım. Hiçbir şey olmayacaksa bu kadar uzatmaya gerek var mı? Sonunu merak etmedim bile, film insanı içine hiç alamıyor. Sinema çıkışı konuştuğum arkadaşlarım da benzer şekilde hiç sevmediler filmi.
Konusundaki ve kurgusundaki tuhaflıklar bir yana, oyuncu seçimlerini anlamaya imkan yok. 12. yüzyıl İngiltere’sinde mavi lensli esmer prens mi istersiniz (Oscar Isaac), yüzü gerili estetikli aristokrat figüran mı… Filmin sonunda devamının geleceği de bir şekilde müjdeleniyor (!), muhtemelen asıl Robin Hood ondan sonra başlayacak. Kimselere tavsiye etmem, ne sinemada, ne evde buna vakit harcamaya değmez.
İmza B.