SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Bitiremediğim bir film daha – Shutter Island
16.Mart.2010

Pazar günü Shutter Island‘ı seyretmeye niyetlendik. Leonardo Di Caprio artık iyi filmlerde oynuyor referansına binaen gittik bir güzel. Giderken de  biraz depresif olduğu tüyosunu aldık, hadi ya falan deyip biraz burulduk, ama girdik filme. Başladık seyretmeye. Tamam süper aydınlık, eğlenceli bir film değil; ama iyi gitti ilk yarısı, ben bir takım 2. Dünya Savaşı sahnelerinde gözümü kapattım, çünkü benim bellek epey bir süre unutmayı reddediyor. Kendimi sık sık yakın çevreme depresif olayları anlatırken buluyorum (Bakınız Elazığ depremi, Keko, mavi balon).

Filmin ikinci yarısında, ayın 20’si gibi doğum yapması beklenen ve Ankara’da hiç bir akrabası olmayan 2 çocuklu (5 yaşında kız ve 3.5 yaş oğlan) komşum telefonla aradı. Açamadım doğal olarak, ama sonra da eşim arayınca işkillendim. Mecburen dışarı çıktım ve korkulan başa geldi: Bebek yoldaymış, ufaklıklar bize bırakılacakmış. Tamam dedim hallederiz, daha önce hiç bizde kalmamışlardı. Başka hiç bir çocuk da bizde yatıya kalmamıştı. Ama en fazla ne kadar kötü olabilir diye düşündüm. Apar topar sinema salonuna geri girip montu ve çantayı toparladım. Arkadaşı ikinci yarıyı seyredip, anlayarak daha sonra bana anlatmak üzere salonda bırakıp çıktım.

Filmi Martin Scorcese çekmiş, 1950’lerde akli dengesi bozuk suçluları kapattıkları Shutter Island’daki Adhecliff Hastanesinde geçiyor. Leonardo Di Caprio (Teddy) ve Mark Ruffalo (Chuck)  kilitli odasından kaybolan bir kadın mahkumun akıbetini araştırmak üzere adaya gidiyorlar. Dedektif gibi bir şey bunlar (US Marshall). Hastanede Nazi kalıntısı yöneticiler mevcut. Amcalar Mahler dinliyor. Bu arada Teddy’nin 2. Dünya Savaşı’nda savaştığını ve biraz sıyırdığını anlıyoruz. Eşini de bir kundakçının çıkardığı yangında kaybetmiş. Tesadüf o ki, o kundakçı da o hastanede/cezaevinde olabilir. Ama emin olamıyoruz, çelişik mesajlar var.  Teddy bu adamın peşinde oraya gelmeyi kendi istediğini söylüyor Chuck’a. Ben Kingsley de hastanede başhekim gibi birşey. İyi biri gibi, eski tip tedavilere karşı görünüyor, ama iyi biri olduğundan da çok emin olamıyoruz; çünkü Teddy personel dosyaları falan isteyince, mümkün değil muhabbeti çekiyor.

Bu arada Teddy’nin yangında kül olmuş eşi ara ara rüyalara girip soruşturmanın gidişatını etkilemeye çalışıyor. Çeşitli talimatlar veriyor. Sonrasında Teddy mahkumları sorguya çekerken, nispeten normal görünen bir tanesi  Teddy’nin defterini ele geçirip Kaç diye yazmayı başarıyor. Üstüne üstlük bir de kasırga çıkıyor. Mahkumlar serbest kalıyor vs. Birinci yarı bitiyor ben çıkıyorum. Arkadaşımın anlattığına göre salondaki az sayıdaki seyircinin ikinci yarıda epey kafaları karışmış. Filmin sonunu pek anlayan olmamış.

Genel olarak çok methetmiyor görünsem de, aslında ikinci yarıyı görememiş olmak canım sıktı. Tekrar seyretmeye gitmem, ama DVD’sini  seyredeceğim gibi geliyor. Tavsiye ediyor muyum, inanın ben de bilemiyorum ama oldukça iyi eleştiriler okuyorum hakkında. Bilemiyorum, kafam karışık.

Evdeki duruma gelince bebek, ufaklıkların annelerinin ya 2-3 saate döneriz iddialarını teyit eder biçimde saat 20:30 civarı doğdu. En son duyduğum normal doğum yaklaşık 2 hafta önce, neredeyse 2 gün sürmüştü. Onun için vay başımıza gelenler, biz bu çocukları iki gün nasıl oyalarız şeklinde ortada dolanıyordum. Gerek kalmadı. Köfte, makarna, patates kızartması yendi, risk alınmadı. Çocuklara kereviz yedirmeye çalışmadık yani. Ufaklıklar da sorun çıkarmadılar. Önce bizimki biraz alan savunmasına geçti, ama Little Mermaid’i seyrederken yatıştı. Sonra da tüm enerjisi bitene kadar ortada dolandı. Tehdit altında olduğunu hissettiği bir takım oyuncakları serbest kaldıkları anda ele geçirip sakladı, ama çaktırmamaya çalıştı. Ufaklıkları,  babaları gelip  saat 21.00  gibi aldıktan yaklaşık bir buçuk dakika sonra uyumuştu. Öncesinde bebeği görmeye gitmiyoruz diye epey bozuldu ama uyku galip geldi.

Resim TummyMountain‘dan.

İdman gibi bir Pazar oldu. Yorulduk ama güzel oldu:)

İmza D.

.


2 yorum  
  • findikkabugu diyor ki:
    17.Mart.2010 20:36

    filmin sonunu getirebilen biri olarak benim de kafam epey karisik…ancak sonuna kafam cok takildi ara ara da goruntuler gozumun onune geliyor…bu kadar etkilendiysem ve ustune dusunuyorsam film kaliteli diye dusunuyorum…hicbir filme benzetemiyorum..leonardo oyunculukta cikisa dvm halinde….titanic faciasiyla baslayan kariyeri tam gaz tepelere gidiyor bence…garip bi sekilde etrafimdaki herkes izlesin sonunu doya doya tartisalim istiyorum

  • Karmançormancı diyor ki:
    19.Mart.2010 10:10

    *ekli resime bayıldım ve siteye girince daha güzellerini gördüm, teşekkürler
    *bebişe ve anneye sağlık diliyorum
    şimdiden iyi haftasonları


Bir Cevap Yazın

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>