SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği ve Miço :)
10.Nisan.2009

logoÇevre ve Sokak Hayvanları Derneği, 30 Ekim 2000’den beri yardıma muhtaç hayvanlara yardım eden bir kurum. Dernek başkanı Fatma Balkanlı‘nın şahsi çabaları ile ayakta duran dernek bugüne dek birçok hayvanı kısırlaştırmış, tedavi etmiş ve yuva bulmuş. Derneğin en büyük yemek kaynağı Swissotel, Ceylan Hotel ve İstanbul Merkez Komutanlığı.

Peki o kadar ev, o kadar iş yeri, o kadar otel, o kadar kamu binası, okul, hastane… nereye gider onların artık yemekleri? Lütfen maddi manevi bu tip derneklere destek olalım; hayvanlar bizim kadar hak sahibi bu dünyada. Ayrıca unutmayalım ki birçok insan yüreğinin ortada bırakmaya dayanmadığı hayvanları derneğin kapısına bırakıyor gizlice, lütfen bir parça destek de olalım. Derneğin sitesi için tıktık, telefonu +90 212 227 72 65, yeri Beşiktaş Yıldız Parkı girişi.

kroki

Dernekten konu açılmışken ordan evime teşrif eden dünyalar tatlısı Miço‘mla (nam-ı diğer Kübü the küp şeker veya kısaca Kübü) tanıştırayım sizi. Dernekte yuva bulmak için hep en hasta, en sefil kediyi isterim; nasılsa güzel vitrin kedilerinin talibi bol olur, yeter ki öbürlerini isteyen olsun. O gün de öyle yaptım, 2005 yılının şubat ayıydı… Eve götürmek için en gariban kediyi arıyordum. Dernek akşam kapanmak üzereydi ve bir tane kedicik kafesine su dökmüştü. O akşam orda olan gönüllü hanım “yine miiii” diye feryat edince, durun dedim ben yardımcı olayım. Ben kafesten çıkmasın diye elimi uzatınca kafese doğru, kolumdan tırmanıp saçlarımın altına soktu kafasını. Mutluluk hırıltıları çıkarıp kafasıyla tos atarak keyfine devam etti. Bana hemen onu almamı önerdi gönüllü hanım. Ama bu kedicik kirli olmasına rağmen çok güzeldi; hafif güdük bir tipi vardı, sürmeli gözleriyle biblo gibiydi. “Bunu alan çok olur, daha muhtaç bir şey verin bana” dedim. Meğer bu kedicik çok büyük olduğu için kimse tarafından istenmiyormuş 🙁 6 aylıktı ve tam 5 aydır kafesin içindeydi. “Kim istemez seni, sen beni istedin, ben sana bayılırım!” diyerek aldım getirdim eve. Annem, babam, abim hepsi çıldırdılar 🙂 Ilk bir hafta evde kimse ani hareket yapmadı ürkütmemek için. Sonra suyu çok sevdiğini keşfettik (o yüzden kafesindeki suyla oynuyormuş meğer!). Bayılıyordu banyoda suyla oynamaya, sırılsıklam olmaya. Adını Miço koyduk, nezle olduğunda güç bela banyodan uzak tuttuk üşütmemesi için. Kıyıp kısırlaştıramadık, Ayvalık’ta bir gece kaybolduğunda perişan olduk, her eve gelişimizde gıdımız çok hafif ve acıtılmadan ısırılmak suretiyle öpüldük… Ve ben, ısırıp delik deşik ettiği duvağımla evlenip evden ayrılana kadar her gece ama her gece sabaha karşı onun pati tokatları ile uyanıp mama verip kafasını sevdim 🙂

img_6723

İnsanlar gibi hepsinin karakteri çeşit çeşit, yeter ki sevip sevilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri bir yuva bulsunlar. Evinize bir hayvan girerse iddia ederim ki bir daha asla hayvansız yaşayamazsınız!

İmza B.


2 yorum  
  • gia diyor ki:
    10.Nisan.2009 23:11

    Bu yazı en kedisevmez insanın bile içini okşar cidden. Bir kedi bulup, mıncık mıncık oynayasım geldi resmen…:)

  • zeynep diyor ki:
    7.Temmuz.2010 09:37

    aynen!! 🙂


Bir Cevap Yazın

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>