SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Dokuzlar Yasası
25.Ağustos.2010

Batum’a giderken yanımda prematüre bebekler ile ilgili  iki tane kalıncana kitap  götürmüştüm.  Kitapların   büyük  bölümü  küvözde geçen  sürelerle ilgili   tedavilerin açıklamalarından  vs. ibaret idi. Bizim de o dönem  geride kaldığı ve çok şükür hiç bir tedavi  de gerekmediği / yapılmadığı  için  beni uzun  süre oyalayamadılar. Hızlı hızlı atlaya atlaya okudum.  Sonra eşimin  okuyup  bitirdiği Dan Brown’un son kitabını  biraz karıştırdım.  Diğer kitaplarında olduğu gibi bu da hiç açmadı (Napalım sevmiyorum). Öylecene ortada kaldım.   

İngilizce kitap satan yer var mı buralarda? dedim,  millet  güldü. Sonra Trabzon’a geçen bir tanıdığa, (sırf heyecan olsun  diye)  kitap adı vermeden yahu siz kafanıza göre birşey alın  ne olsa okurum  diye kitap ısmarladım.    O da sağolsun, ne bilsin, okuyup da hafif depreştiğim,  o kadar da bayılmadığım ( Bakınız Şubat’ta yazdığım bir post) Küçük Arı’yı alıp geldi.  Halbuki değişik bir şey  gelecek, usul usul okuyacağım diye epey heveslenmiştim. 

Sonra eşimin ofisinde  mutfakda dolanırken başta Gürcü olduğunu sanıp sonradan Gürcüce bilen bir Azeri olduğunu tahmin ettiğim  hanımın elinde Türkçe bir kitap  gördüm.  Kadıncağızın okumakta olduğu  kitaba da  hamle yapamadım ama tünelin sonunda  ışık  gördüm, başladım koşmaya; Yahu dedim sizin evde  Türkçe kitap var mı? ben  çok sıkılıyorum vs. Kadıncağız  mutfak dolabından  bir kitap  çıkarıp verdi.

Kitap neden bahsediyor diyenlere Kontrast isimli blogda yazanlara göz atmalarını öneririm, benim anlatmaya halim yok.  Daha önce Terry Goodkind’in hiç bir kitabını okumamıştım,  sanırım bundan sonra da başım çok  sıkışmadıkça tercih etmeyeceğim.  Ama kötü diye söylemiyorum, paralel evren  falan bana (o da  ancak arada bir)  sinema perdesinde cazip gelebilir.  Öte yandan bir kere başlayınca kitap  insanı heyecan içinde de bırakıyor, dur yahu şunu bir an önce bitireyim havasına giriyorsunuz. Ben dönüşte Trabzon’da uçağa yetişene kadar  okuyup, bitirip  öyle eve döndüm. Ama ne bileyim  o kadar  fazla methedemiyorum,  bu türü sevenlerin aklında bulunsun.

İmza D.


4 yorum  
  • Elifin Günlüğü diyor ki:
    26.Ağustos.2010 23:09

    Yeni yavrunuzla birlikte artık başka gündemlere yoğunlaştınız ve yazmaktan sıkıldınız sanmıştım. Yanılmışım ve bazen yanılmak güzelmiş…

  • D. diyor ki:
    27.Ağustos.2010 09:10

    Ben de Ankara Trekking’le yürüdüğünüzü öğrenince çok sevindim belki bir gün karşılaşırız:)

  • Elifin Günlüğü diyor ki:
    29.Ağustos.2010 10:05

    Neden olmasın:)

  • gia diyor ki:
    29.Ağustos.2010 13:51

    Bana da İstanbul’dan bir trekking arkadaşı bulsanız keşke…


Bir Cevap Yazın

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>