“Kevin hakkında konuşmalıyız” Lionel Shriver’ın okuduğum ilk kitabı ve kendisine 2005 Orange ödülü kazandırmış. Yaşgünümde bir arkadaşım hediye etti, elimde de okuyamadığım ama elimde sürünen en az yedi-sekiz kitap olduğu için biraz raf süsledi. Başta da çok çekici gelmedi itiraf etmeliyim. Ama sonradan sardı. Daha da bitirmedim, ama şimdilik gayet iyi gidiyor.
Kitap 16 yaşında bir sürü okul arkadaşını katleden bir oğlanın annesinin, babasına mektupları olarak yazılmış. Kadıncağız, bütün kitap boyunca oğlanın doğumundan beri sergilediği piskopat, mesafeli, donuk kişiliği kendisinin ona karşı hislerinin bir yansıması, dolayısıyla kendi suçu olabileceğini düşünüyor, bunu sorguluyor.
Anne Eva, seyahat kitapları yazan ve doğum öncesi yılın üçte birini seyahat ederek geçiren biri. Kevin de dünyanın en kolay bebeği, çocuğu değil. Doğum sonrası Eva hapı yutuyor. Eşi de oğluna düşüyor, oğlanın bütün garipliklerini nomal karşılıyor, evlilik de duman oluyor. Kevin’in tüm çocukluğu piskopatlık eylemlerle dolu; annesini fotoğraflarını yakıyor, nadide haritalardan duvar kağıdını rezil ediyor, kardeşine zarar veriyor, herkesten nefret ediyor kanaati uyandırıyor vs…
Çocuklar canavar mı doğar? Yoksa çevre şartları mı onları uyumsuz yapar? İtiraf etmeliyim ki kitap ara ara bana kadın bassın gitsin o evden yahu oğlana babası baksın dedirtti. Kendime inanamadım, ama sanırım Kevin’in katil olduğunu bilmemin etkisi büyük, yoksa, yoksa benim içimde de bir Eva mı var (hayır seyahati de seviyoruz o açıdan…) Neyse, kadıncağız kitap boyu ben mi onu kötü yaptım? o mu kötüydü? sorgulaması yapıyor. Depresif ama sürükleyici bir kitap.
Yazar ile bir söyleşi için burayı tıklayabilirsiniz. Seneye filmi çekiliyor galiba. Tilda Swinton oynayacak diye duydum, ki kendisine hayranımdır (Bkz. Michael Clayton) hakkını verir ama kadında pek Ermeni asıllı tipi yok (Eva, Ermeni asıllı ve kitap da ara ara soykırım göndermeleri var) ama onu da hallederler.
Bitirince belki gene yazarım. Şimdilik tavsiye ediyorum.
İmza D.