Banu Alkan deyince aklıma yıllarca Laleli’de bir otel odasında yaşayıp sonra sevgilisi ile bir reality show’dan para kazanmaya başlar başlamaz Çırağan Oteline taşınması gelir. Hatta gençliklerinde har vurup harman savurup sonra yaşlanınca oyuncu derneği kurulsun, devlet sanatçısına sahip çıksın diyenleri görünce hep bu örneği verip yahu keşke ilk iş kendine 2 odalı bir ev alaydın, sonra yiyip içeydin diyesim gelir.
Fakat o da ne ? Radikal’de Elif Türkölmez’in röpörtajında tamamen ayrı bir Banu Alkan profili var. Hiç öyle acınası bir durumu yokmuş; ”dört dünya turum var, 15 tane yarım dünya turum var.” demesiyle suratımda ufak bir tokat patladı. Okuyun mutlaka, çok ilginç bir söyleşi. En süper paragraflardan biri de aşağıdaki:
“Neler yaparsınız evde? Kitap falan okur musunuz?
Çok okuyorum ama nereye gitsek binlerce kitap artık. Geçen gün havaalanında dedim ki, oradaki büfeye, “Siz de mi bu kadar doldurdunuz, sağımız solumuz kitap!” Dergi alırdık eskiden, şimdi kitap! Nereye gitseniz kitap, hangi birini okuyacaksınız. What is this ya, bu ne ya? Aslında hayat kitabı okuyorum deyip geçeceksin. Orhan Pamuk anlatıyor ama neyi anlatıyor? Kendine göre mi anlatıyor, zirveye çıkmak için mi anlatıyor? Ne için, neyle beynimizi dolduralım? En güzeli dünyayı kendimiz gözlemleyelim. Allah beyin vermiş, göz vermiş, bitti kardeşim.”
Geziyormuş görüyormuş, ipeğin en kalitesi, Hermes çanta , Paris Ritz oteli vs çok güzel ama yine de yazının sonu falan insanın biraz içini buruyor.
İmza D.