SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Dan Brown – The Lost Symbol
Sep 16th, 2009 by D.

the-lost-symbolDaha okumadan bir kitap hakkında ahkam keseceğim, başlıyorum dikkat: Sağda solda okuduğuma göre, Da Vinci’nin Şifresi ile  Katoliklerle arasına limon suyu sıkan Dan Brown isimli best seller yazarımız, yeni kitabında da Masonları hedef almış. Bence çok mantıklı, yaz yaz bitmez, seri haline de dönüştürebilirsin. Zaten bin türlü komplo teorisine bulaşmış Masonluk teşkilatının adı neye karıştırsan garip kaçmaz, bir şekilde hak veren çıkar.

Kitap daha yeni çıktı (Eylül ortası galiba, 15 Aralık’ta da Türkiye’de çıkacak diye duydum.), ben doğal olarak okumadım. Okuyabileceğimi de sanmıyorum. Zira “Da Vinci’nin Şifresi”ni ailecek bitiremedik, halbuki başta iyi gidiyorduk. Filmini seyredip anlayalım, aklımızda kalmasın dedik, onu da pek anlamadık. Sonra “Melekler ve Şeytanlar”ı seyretmeye heves ettik, onu da bitiremedik. The Lost Symbol da bana ipi göğüsleyecek gibi gelmiyor. Ama bu tamamen benden kaynaklanıyor. Masonlara bulaşık komplo teorileri ara ara ilgimi çekse de, bu aralar gerçek insan hayatlarına dair şeyler okumak istiyorum. Bu çerçevede kendimi rezil etmek pahasına bir sırrımı  da açıklayacağım: Bu aralar ben 300-500 sayfalık kitaplar okuyamıyorum. Yani arada tabii ki okuyorum :) Ancak elim kalın kitapları hemen rafa geri koyma eğiliminde.

National Geographic’in web sitesinde gezinirken kitapla ilgili bir yazıya ulaştım. Şöyle bir soru var yazıda; Ya Masonlar dev bir uluslarası gizli teşkilat olmak yerine, sosyalleşme peşinde, kendilerini geliştirmeye çalışan ve topluma hizmet peşinde bir grup insansa? Bunun cevabını asla bilemeyeceğiz; çünkü Masonluk’ta belli bir yere gelmiş amcalar bile (büyük üstad mı deniyor onlara?) “bizim  bildiğimizden ötesi var mıdır ki?” teredütünden hiç kurtulamayabilirler. Yaşlı bir Mason amca, “Kızım gel sana bir sır vereyim; böyle derin devletvari bir teşkilat var cidden” dese bize mesela, bunu çürütemeyeceğimize göre (ayarla amcacım bir ayine birlikte katılalım, eylem planını görelim) teredüt baki kalacak.

National Geographic birtakım uzmanlarla masonluk efsanelerin bazılarının aslını astarını araştırmışlar. İlginç  şeyler var: Mesela bir sürü Mason sembolü sırf  Masonlara has değilmiş. Sonra efendim, “herşeyi gören göz”ün  (Kötü bir tercüme oldu bence ama daha iyi bir şey çıkaramadım.) ABD Mührüne ve ABD dolarına girişi, Mason olmayan sanatçı Pierre Du Simitiere sayesinde olmuş. Figürün “Büyük Mühür”e girmesinde etkili olan ekipte sadece bir adet Mason olmayan eleman varmış; Benjamin Franklin. Ama onun teklifinde göz yokmuş ve reddedilmiş zaten. Benim için o göz, daha ziyade  “Alan Parson’s Project“in albüm kapağıdır. O kadar..

41395akqxkl__sl500_aa240_

Masonluğun kaynakları, sembolleri konusuna girip ne kendimi ne de sizleri yormaya niyetim yok. Ama bana ilginç gelen bir nokta var  National Geographic’in yazısında. Şu iddiaya da değinilmiş; güya Washington DC’nin caddeleri topyekün birtakım Mason sembollerini oluşturuyormuş. Uzmanların dediğine göre Masonlar Amerikan şehirlerinin yapılmasında şöyle veya böyle söz sahibi olduklarından  şehirlerin sağında solunda Masonluk işaretlerine rastlanıyormuş, ama  koca şehrin dev gibi bir işaretler dizini oluşturduğu iddiası komik.  Düşünsenize İstanbul’da da öyle bir şey varmış mesela eskiden (abii biz 2004′de oraya bi trafo yaptık, arkasına da bi rezidıns yapıldı sonradan)…

İmza D.

»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin