SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Eat, Love and Pray ve diğer tırıvırı şeyler
Oct 31st, 2010 by D.

Bu aralar,   bizim iki ufaklığı anneannelerine satıp, sinemaya gitmek için çeşitli ayarlamalar yapmaya niyetlendim. Birinde anneannenin işi çıktı, birinde anne işten çıkamadı. Birinde niyetlendiğimiz film sadece 21:45 matinasında  oynuyormuş, direk şansının kaybetti vs.

Neticesinde işten erken çıktığım bir gün, kendimi, kızları anneannelerine satıp matinesine yetişebildiğim, kabul edilebilir bir filme giderken buldum. İki seçenek vardı;  Şantaj (Deception) veya  Eat Love and Pray.  Robert De Niro ve Edward Norton’lu bir filmi eşim izne geldiğinde, onunla seyrederim diye düşündüm, ayrıca ikincisindeki Uzak Doğu görüntüleri de gayet çekici idi. Zaten kitabını da iki senedir bitirememiştim, artık okumaktan kurtulurum diye düşündüm. En önemlisi Javier Bardem oynuyordu. Girdim.

Film tahmin ettiğim gibi çıktı; sıkmıyan, ama kimseye canla başla tavsiye edemeyeceğin türde. Öte yandan güzel de Uzak Doğu görüntüleri gayet iyiydi, yani iki arada birşey. Javier Bardem de çok sıradan bir roldeydi, onun da canı sağolsun.

Fimin bir iyi yanı; insanı  yahu insanlar Aruba’ya falan gitmeyi planlıyor, ben sinemaya gitmek için  8 gün plan yapıyorum türü isyan duygularına sevk ediyor olması. İsyan da motivasyonu tetikliyor.  Ayrıca Beach Boys’un Kokomo şarkısını da akla getiriyor ki, bu da motivasyonu olumlu etkiliyor. Hazır Youtube yasağı kalkmışken, hemen ekledim, açın dinleyin.

Neyse bu filmi atlattık, zaten dev gibi beklentilerimiz yoktu. Ardından  bizim 1 numaralı ufaklığın ısrarlarına dayanamayıp WinxClub‘ nin filmine gitmek zorunda kaldık. Aman yarabbi, korkunç bir şeydi. Her türlü animasyona dayanabilirim, ama sihir olayı,  çok kısa bir süre sonra insanın içini bayıyor. Hem de ne bayıyor. Tek çekilebilir tarafı  3D olması.  Neyse zar zor onu da atlattık. Çıkınca bizim kızın beynini yıkamaya çalıştım; ben hiç  sevmedim, ne bu ya habire kavga sahneleri var başka hiç bir şey yok devamlı büyü, konu yok  birşey yok vs diye. Ama o gayet mutluydu. En çok da öpüştükleri sahneleri sevmiş. Onun olayı çok farklı bu aralar.

En son da John Travolta’nın From Paris with Love‘ını seyrettim. Bu da orta karar bir erkek  filmi. Çok kötü değil, çok da iyi değil. Onu da tavsiye edemiyorum. Bu aralar süper bir film karşımıza çıkmadı  maalesef:(  Kitap da okuyamıyorum, durum fena:)

İmza D.

Old Dogs
Apr 26th, 2010 by D.

Bel ağrısı ve diğer ağrılar bir nebze hafifleyince, baktım iki üç saat dik yürüyecek performanstayım, koştuk sinemaya gittik. Hem eşimi, hem beni tatmin edecek çeşitte fazla film yoktu, Old Dogs‘a niyetlendik. Sonra sinemanın önüne gidince, baktık Disney falan diyor biraz  kıllandık; yoksa çocuk filmi mi bu? gibisinden. Gişedeki çocuk; yok komedi, ama isterseniz Jennifer Aniston’un filmine -The Bounty Hunter- girin dedi. Daha bir kıllandık. Ondan da kötü olabilir mi? endişeleri belirdi. Zira benim için Jennifer Aniston filmlerinin seyredilebilir olup olmaması, tamamen diğer oyuncuların kim olduğuna bağlı. Burada da Gerard Butler oynuyordu, o da pek çekici gelmedi. Üstüne üstlük eşimin yıllar öncesinden bir haftasonu, Robin Williams ile mahalle maçı gibi bir şeyde karşılıklı futbol oynamışlığı var -çok mütevazı ve sevimli herifmiş, vs-, hala hürmetle anılır evimizde. Bu çerçevede, Old Dogs’a girelim dedik.

Filmde Williams ve Travolta ortak. Travolta çapkın bekar, Williams çapkın falan değil, boşanmış, bir gece evli kaldığı ikinci karısından yıllar sonra bir çift çocuk sahibi olduğunu öğreniyor. İkizlerin bir süre bunda kalması gerekiyor. Travolta da mecburen işin içine giriyor. Williams baba olmayı öğreniyor, vs.

Hiç sıkılmadık, uzun süre de kıkırdadık. Salonda sadece dört kişi olmanın rahatlığı ile yüksek sesli kahkalar attığımı ve ara ara gözümden yaş geldiğini hatırlıyorum. Ama bu genel sinir bozukluğumdan olabilir:) Zira filmin sicili hiç parlak değil: Mesela 30. Golden Rasberry Ödülleri töreninde, Old Dogs “En Kötü Film” dalında aday gösterilmiş, ama kazanamamış. Travolta da “En Kötü Oyuncu” dalında ödüle aday gösterilmiş, ama alamamış sanırım. Eleştirmenlerden de son derece olumsuz yorumlar almış, gerçi gişe de biraz para kazandırmış; ama genel intibası pek fena. Wikipedia’daki olumsuz yorumlara bir göz atarsanız durumun ciddiyeti gözler önüne seriliyor. Ama bence cidden o kadar kötü değil.

İmza D.

»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin