»
M
E
N
Ü
«
Gözleri dinlendirmeli bir süre
18.November.2009

Geçtiğimiz  ay nedense elime geçen bir iki kitap ve film hep azınlıklarla ilgili çıktı. Baba ve Piç’i okumuştum, onu yazdım zaten. Kevin Hakkında Konuşmalıyız‘ı okumuştum. Orada da Ermeni asıllı Amerikalı bir anne vardı, habire soykırım göndermeleri falan.

Sonrasında bir aralar alıp bir kenarda unutuğum ; “Bir  Doktorun Yaşadıkları, Garabet Haceryan’ın Güncesi”ni bitirdim. Kitap 1922 Eylül ayında İzmir’de yaşananları,  Ermeni  bir doktorun bakış açısıyla yazmış. İnsan keşke trajediyi önceden farkedebilip zamanında çoluk çocuk evi barkı terk etme gücünü kendinde bulsa. Ama o zamanlama dünyanın en zor şeyi olsa gerek. Kitap 1922 İzmir yangınının, İzmir’in Ermeni mahallelerinde tamamen Türkler tarafından çıkarıldığı iddiası üzerine kurulu. Bu konuda bin tane görüş var.  Ekşi Sözlük‘ de farklı görüşlere etraflıca değinilmiş, meraklısı okuyabilir.

guz-sancisi-resim-1

Geçen gün de oldukça gecikmeyle de olsa Güz Sancısı‘nı seyrettik. 6-7 Eylül olayları üzerine kurulu konu içimizi daralttı, ama konunun bir şekilde sinemaya yansıması güzel tabii. Hikayenin dekoru bana ortaokul piyeslerini hatırlattı. Kostümleri başarılı, ama yağma sahnelerini çok sahte buldum. Film olduğunu unutma şansımız olmadı, hep aynı sokağı, bir sağdan bir soldan izleyip durduk. Ayrıca ben artık azınlıkları klişe rollerde seyretmekten de bıktım. Bir de keşke insanlar ölmeden önce edebi bir şeyler söylemeye çalışmasalar. Doğrudan ölseler mesela, seyirciye daha bir dokunsa.

Erol Katırcıoğlu ve Hakkı  Devrim’in yazılarını da okumanızı öneririm.

Velhasıl, ben bir süre daha eğlenceli şeyler okuyacağım..

İmza D.

Lionel Shriver- Kevin hakkında konuşmalıyız
19.October.2009

kevin2“Kevin hakkında konuşmalıyız” Lionel Shriver’ın okuduğum ilk kitabı ve kendisine 2005 Orange ödülü  kazandırmış. Yaşgünümde bir arkadaşım hediye etti, elimde de okuyamadığım ama elimde sürünen en az yedi-sekiz kitap olduğu için biraz raf süsledi. Başta da çok çekici gelmedi itiraf etmeliyim. Ama sonradan sardı. Daha da bitirmedim, ama şimdilik gayet iyi gidiyor.

Kitap 16 yaşında bir sürü okul arkadaşını katleden bir oğlanın annesinin, babasına mektupları olarak yazılmış. Kadıncağız, bütün kitap boyunca oğlanın doğumundan beri  sergilediği  piskopat, mesafeli, donuk kişiliği  kendisinin ona karşı hislerinin bir yansıması, dolayısıyla kendi suçu olabileceğini düşünüyor, bunu sorguluyor.

Anne Eva, seyahat kitapları yazan ve doğum öncesi yılın üçte birini seyahat ederek  geçiren biri. Kevin de dünyanın en kolay bebeği, çocuğu değil. Doğum sonrası Eva hapı yutuyor. Eşi de oğluna düşüyor, oğlanın bütün garipliklerini nomal karşılıyor, evlilik de duman oluyor. Kevin’in tüm çocukluğu piskopatlık eylemlerle dolu; annesini fotoğraflarını yakıyor, nadide haritalardan duvar kağıdını rezil ediyor, kardeşine zarar veriyor, herkesten nefret ediyor kanaati uyandırıyor vs…

Çocuklar canavar mı doğar? Yoksa çevre şartları mı onları uyumsuz yapar? İtiraf etmeliyim ki kitap ara ara  bana kadın bassın gitsin o evden yahu oğlana babası baksın dedirtti. Kendime inanamadım, ama sanırım Kevin’in katil olduğunu bilmemin etkisi büyük, yoksa, yoksa benim içimde de bir Eva mı var (hayır seyahati de seviyoruz o açıdan…) Neyse, kadıncağız  kitap boyu ben mi onu kötü yaptım? o mu kötüydü? sorgulaması  yapıyor. Depresif ama sürükleyici bir kitap.

Yazar ile bir söyleşi için burayı tıklayabilirsiniz. Seneye filmi çekiliyor galiba. Tilda Swinton oynayacak diye duydum, ki kendisine hayranımdır (Bkz. Michael Clayton) hakkını verir ama kadında pek Ermeni asıllı tipi yok  (Eva, Ermeni asıllı ve kitap da ara ara soykırım göndermeleri var) ama onu da hallederler.

Bitirince belki gene yazarım. Şimdilik tavsiye ediyorum.

İmza D.

Yazarlar: D. - G. - B.
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin