SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Yine Palamutbükü…
3.Ağustos.2009

stone11

İlkem kardeş yoğun ısrarıma dayanamayıp bir Palamutbükü postu yolladı bize:

“Bu yaz kızlarla Datça Palamutbükü’ne gittik. Ben geçen sene de gitmiştim, denizine, sakinliğine hasta olmuştum. Geçen yıl kaldığımız yerde kaldık yine. Ceylan Pansiyon diye bir yer. Çok temiz, odaları çok basit, sade olsa da gerekli olan her şey var. Deniz hemen pansiyonun önünde o yüzden odalarda deniz manzarası da var. Üst kattaki odalarin, yani denizi banko gören odalar geceliği 30 lira, aşağıdaki odalar 25 liraydı. Ama pansiyonun sahibinin “bu fiyatlar sadece size” tarzı muhabbetleri de çekti bize. Neyse, Palamutbükü zaten deniz kıyısı boyunca uzanan pansiyonlardan oluşuyor. Yani büyük oteller yok ortamda.

Denize girmek ve akşam yemek yemek dışında pek bir aktivite de yok aslında. Sakin tatil arayanlar için mükemmel bir yer. Denizi de mükemmel. Biz gündüzleri deniz, akşamları da etraftaki restoranlarda yemek yemek şeklinde takıldık. Bodrum’daki Adamik Bar’ın sahibinin kardeşi mi, yoksa akrabası mı, öyle bir insan orada bir restoran açmış: Adamik Restoran adında. Orada birkaç akşam yemek yedik. Gayet başarılıydı. Özellikle sakızgırığı köfte ve sakızgırığı tavuk diye iki spesiyaliteleri var. Çok güzeldi. Yalnız bir akşam çok büyük bir turist grubunu ağırladıkları için bizim yemekleri geciktirdiler; ama güleryüzleri ve ikramları ile bu açığı kapatmayı bildiler.

Bir akşam yine orada yemek yerken Şener Şen geldi, restoranın sahibi ile hoş beş etti. Bize de iyi akşamlar falan dedi. Datça’da bir festival varmış, oraya ödül almaya gelmiş galiba. Adamik restoran dışında bizim beğenerek yemek yediğimiz başka bir yer de Şef Restoran idi. Orada da güzel balık yemekleri var, bir de manyak pidesi var karışık pide gibi bir şey ama adı “Manyak Pide”.

Asıl tatilin olayı bizim bir köy düğününe katılmamız oldu. Düğünün olacağı akşamın sabahında, gittiğimiz markette, yemek yediğimiz yerlerde, kaldığımız pansiyonda herkes akşam düğüne gelecek misiniz? diye sormaya başladı. Bütün Palamutbüklüler davetliydi düğüne. Adamik restoranın sahibi istersek bizi düğüne arabasıyla götürebileceğini söyledi, biz de kabul ettik. Böylece bir köy düğünü görmüş olduk. Biraz anlatayım düğünü: Köy meydanına herkes toplanmış. Yaşlı amca ve teyzeler için sandalyeler dizilmiş, isteyen oturuyor. Elinde mikrofon olan bir adam çalacak şarkıları ve kimin şarkıyı istediğini söylüyor. Mesela “oğlan tarafının isteği üzerine kolbastı çalıyoruz” gibi. Gelin ve damat çok gençti. Gelinin belinde kırmızı kuşağı da vardı. Tam teşekküllü bir gelindi yani. Çok Ege ezgisi çalındı. Düğün sahipleri ve davetliler çok güzel danslar yaptı bu ezgiler eşliğinde. Benim gibi İç Anadolu’nun bağrından kopmuş biri için çok ilginçti. Biz de birkaç Ankara havasında oynadık. Gece 1 gibi oradan ayrıldık. Biz ayrılırken çok çılgın danslar pistte hüküm sürüyordu.

Son akşamımızda da Datça’ya gittik. Oradan bal, badem ve zeytinyağı aldık. Deniz kenarındaki restoranların birinde yemek yedik. Ama pek memnun kalmadık, hatta arkadaşın midesi biraz rahatsız oldu. Sonra taksiyle Palamutbükü’ne döndük.”

Ben de gittim buraya bu sene.Yazacağım bir ara…

Resim pbphotography’den

İmza D.

Gidip görmeden Palamutbükü – Hayıtbükü yazısı
27.Haziran.2009

Bir kısmet sorunumuz var, Datça‘ya gitmek nasip olmaz bize. Ya yolda birisi vazgeçer yokuş yapar, ya lastik patlar, lastik tamiri yapılır, vakit geçer vazgeçilir… Hep birşey çıkar. Genelde en öte Marmaris’te buluruz kendimizi. Üstelik en yakın arkadaşlardan birinin yazlığı da oradayken, bize şimdiye kadar nasip olmadı.  Bu sene de Marmaris Söğüt’e niyetliyiz, o arada şeytanın bacağını kırıp gidelim diyoruz, ama gene de pek ümidimiz yok.

Geçenlerde Datça’da yazlığı olan Gamze’nin millete Datça tüyosu verdiği bir maili  ele geçirdim. Tüyo verilen arkadaş Palamutbüküne niyetliydi. Bilenlerle de gidiyor, onun için bizimki Palamutbükü bilgisi vermeye üşenmiş, araştırmak bana kaldı. Palamütbükü Datça merkeze 25 km uzaklıkta sakin bir yer. Çıngıl çıngıl tatil,  şezlong kavgası ve havuz başı Hande Yener dinlemek isteyenlerin tercih etmemesi gereken bir rota gibi geldi bana. Konaklamak için bir sürü imkan mevcut. Restoranı da bol gibi.

palamutbuku2

Palamutbükü’nün yanında bir de Hayıtbükü varmış, bkz. Gamze’nin notları: Bir yol vardır çatal olur, sağ yol Palamutbükü’ne sol Hayıtbükü’ne gider. Marmaris’ten yola çıktıktan sonra Datça yoluna girmeden Knidos sapağına girerek 15km  gidip Mesudiye Köyü ve Hayıtbükü’ne ulaşılır.  Genelde herkes Palamutbükü’nü tercih ediyor, ama diğeri arkadan yol geçmediği için daha da sakin. Bir çay bahçesi var,  gözleme muhabbeti falan.

hayitbuku1

Gamze’nin dediğine göre resimde de görülen o sağ üst köşeden bir yol yukarı çıkıyor ve palmiyeli bir koya ulaşıyormuş. Hayıtbükü’nde Ortam Pansiyon-Restoran‘ın midye  dolması ve  kayakörüğü meşhur. Üst kattan akşamları ışıl ışıl süper bir deniz manzarası vs.

Gamze’nin Datça notları devam ediyor ama ben bu sene  kendim de  görüp sonrasında hepsini derleyip yazmaya niyetliyim. Şimdilik elimde tutuyorum bilgileri…

İmza D.