Precious‘ın oyuncularından Mo’nique Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını, film ise En İyi Uyarlama Senaryo Oscar’ını aldı. Ayrıca Precious, en iyi film adaylarından da biriydi. Ben de bunun üzerine seyretmeye karar verdim; hakkında en ufak birşey bilmeden. Filmi tek bir kelime ile anlatmam gerekirse, tokmak gibi diyebilirim. Uzun zamandır izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi.

İzlemeyenler bu kısmını es geçsinler, konusundan bahsedeceğim: Precious, Harlem’de yaşayan, aşırı kilolu, çirkin ve siyah 16 yaşında bir kız. İlk tokmağı kızın görüntüsüyle yiyorsunuz. Filmde ırkçılık üzerine çok vurgu yapılacağını düşündüm; ama ırkçılığa sıra bile gelmedi. Precious liseye devam ediyor. Fakat evde korkunç problemleri var. Annesi (Mo’nique) kızından nefret ediyor; çünkü erkek arkadaşı, yani Precious’ın babası, Precious’a cinsel tacizde bulunuyor. Hatta Precious’ın babasından bir çocuğu var ve ikincisine de hamile kaldıktan sonra liseden atılıyor. İkinci ve en büyük tokmak buradan geliyor zaten. Bir diğer tokmak, ev yaşantılarındaki sefillik ve pislikle geliyor. İlk çocuğunun adı Mongo, çünkü çocukta Down sendromu var. Bir tokmak daha. Precious liseden uzaklaştırıldıktan sonra, açıktan okuyabileceği alternatif bir okula yazılıyor. Dilbilgisi çok zayıf, çünkü evde f.ck kelimesi dışında en fazla 10 kelime konuşuluyor; ama matematiği iyi. Sonuçta, öğretmeninin ve birkaç arkadaşının yardımıyla; kendini bir nebze kurtarmayı beceriyor. Tabii bu kadar yaşananlardan sonra, insan kendini ne derece kurtarabilirse…
Filmin ilk yarısında, Mo’nique’in korkunç rahatsız edici rolü dışında pek de etkisi yok. Ancak filmin sonlarına doğru, gerçekten iyi bir oyunculuk örneği sergilediğini söyleyebilirim. Tabii en iyi performans bu muydu bilemem, ama bence çok iyiydi. Filmdeki ufak bir roldeki kadını Mariah Carey‘e benzettim; eşim yok artık dedi. Gerçekten oymuş. O da göze batmıyor, pek önemli bir rolü yok zaten. Hatta yine yan bir rolde Lenny Kravitz varmış, onu tanıyamadım diye kendime çok gıcık oldum sonradan.

Başroldeki Gabourey Sidib, yani Precious, ilk kez bir filmde oynamış 1983 doğumlu bir kız. Kendisi de Harlem’de yaşamış. Onun da çok iyi olduğunu düşünüyorum şahsen; samimiydi. Zaten bir film daha çekip, bitirmiş.
Filmde, kötü şartlara sahip bir gencin kendini bir nebze de olsa kurtarması işlenmiş. Bu açıdan, diğer bir Oscar adayı The Blind Side‘a benziyordu. Ondan da daha önce bahsetmiştik, hatırlarsınız. Ben onu da beğenmiştim, ama bu kadar etkileyici değildi o. Çok farklı iki filmdi yani; kesinlikle karşılaştırılamaz. Sandra Bullock da o rolle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ı aldı.
İzlemenizi öneririm…
İmza G.