Coldplay’e deliler gibi bayılıyor değilim hatta sıklıkla içimi sıkıyorlar. Bir ara Gywneth Paltrow-Chris Martin- Apple-Moses dörtlüsünü takip ediyordum, sonra bıraktım peşlerini.
Geçenlerde Coldplay’in son albümü “Left right left right left”‘in tamamının www.coldplay.com’dan indirilebildiğini okudum, haber edeyim dedim.
İmza D.
Ankara’da Meclis Parkı’nın arkasındaki sokakların birinde, bodrum katında bir tiyatro var. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunu Serhat Erekinci binbir güçlükle üç yıldır bu tiyatronun çarkını döndürmeye çalışıyor. Önce Yeraltı Tiyatro Topluluğu ile paylaştığı bu mekanda, şimdi müzisyen Ali Erel ile Domus Sanat Çiftliği (DSÇ) adı altında faaliyet yürütüyorlar. Domus Latince ev demek.
Bu mekan bildiğimiz yıkık dökük bodrumlardan. Erekinci ve Erel, konseptini birlikte hazırladıları “Az önce” isimli projelerini, “perfomans ve ses enstalasyonları” olarak adlandırıyorlar. Herhangi bir metin yok. Ben bir arkadaşımdan duydum. Değişik geldi, bir ara izleyeceğim.
Onlarla ilgili Radikal’de uzun bir yazı var. Bir yazı da birgün‘de.
Güvenlik Caddesi 17/A A.Ayrancı Ankara 0 533 811 12 55, 0 535 400 35 52
Loreena Isabel Irene McKennitt , Kanada doğumlu. Sülalesi İskoç ve İrlanda asıllı, Kelt eğilimi de oradan geliyor. Gençken (1957 doğumlu) veteriner olmak istiyormuş, ama bakmış yetenekli, Kelt arpını çalmayı öğrenmiş. Bu sayede bir kenara para yığıp ilk albümü Elemental‘ı yapmış.
Asıl 1993′de Mike Oldfield ile çıktığı Avrupa turnesi esnasında tanınmaya başlamış. Müzikleri halihazırda filmlerde de kullanılıyor; The Santa Clause, Soldier, Jade, Holy Man, The Mists of Avalon ve bizim ufaklığın favorisi Tinker Bell (To The Fairies They Draw Near).
Loreena (Bu arada adını yazmak çok zor, devamlı bir harf fazla oluyor:)) çok çile çekmiş biri: 1993 ‘de nişanlısı Ronald Reese, adamcağızın kardeşi ve yakın arkadaşları Gregory Cook bir tekne kazasında boğuluyorlar. Sonrada bir vakıf kurup su araştırmalarına falan hatrı sayılır rakamlar ayırmaya başlamış. Stolen Child diye bir şarkısı var benim sevdiğim, denizin aldığı bir çocukla ilgili.
Loreena’nın müziği kimi yerde folk, kimi yerde dünya/eklektik Kelt müziği olarak adlandırılıyor. Son albümü An Ancient Muse‘da doğu ezgileri de var. Ayrıca Kervansaray diye Türk ezgili şarkılar var.
Hakkında bir röportaj okuyordum. “Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) filmi müziklerinde neden hiç McKennett şarkısı yoktu?” diye sormuşlar. Aslında o da bu filme müzik yapmak çok istemiş, epey de bir süre görüşmüşler ama olmamış işte.
Bir de Loreena, konserlerde arpla falan mistik ortamlar yaratmak istediğinden, flaşla fotoğraf çekilmesine sinir oluyor. 13 Haziran’da Cemil Topuzlu Açık Hava sahnesinde olacakların dikkatine (biletler Biletix‘de)
Daily Mirror’un web sitesinden gezinirken ilginç bir fotoğraf gördüm. Resimdeki sırt çantasından biraz daha irice olan ufaklık, Hintli 15 yaşında bir genç kızmış aslında. Jvoti Amge, allahtan Hindistan’da doğmuş. Herşeye tapma eğiliminde olan Hintliler, onu bir nebze Tanrı olarak kabul ettiklerinden, kızcağızın keyfi yerindeymiş. Okulun maskotu falan muamelesi görüyor, popülaritesi iyi. Neden minik olduğunun sebebi tıbben henüz belli değil, sanırım bir çeşit cücelik. Garibimin bir gün sinema yıldızı olma hayalleri varmış, ama zaten Hintli pop yıldızı Mika Singh‘in bir videosunda rol almış bile.
Başta güzel olup sonradan saçmalamaya başlayan Ghost Whisperer isimli diziden aşina olduğumuz Jennifer Love Hewitt‘in bir kilo sorunu var, belki biliyorsunuzdur. Bu aralar abartmış durumda. Son günlerde Holywood celebrity haberlerine fazla sardığımdan olsa gerek bir zayıf çıkıyor karşıma, bir tombik.
Mesela burada maşallah kıyafet seçimi de pek isabetli olmuş, biraz “balık eti” çıkmış. İri bir balık. Daha yakın bir zamanda da alttaki resmini gördüm. Durum kontrol altında gözüküyor. Bu arada dolanırken kadıncağızın bir müzik kariyeri olduğunun da farkına vardım, günaydın bana.
Kung Fu’nun Kwai Chang Caine’i ve Kill Bill’in Bill’i 3 Haziran’da ”Strech” filminin çekimleri için bulunduğu Tayland’daki otel odasında ölü bulundu. Otopsi sonucu henüz yok, ama gazetelere göre olay intihar gibi duruyor. Menajeri ve ona yakın insanlar kesinlikle intiharının sözkonusu olamayacağı iddiasındalarmış. Ama araştırmalarına göre, 2004 yılında bir röpörtajında Carradine, hayatında bir dönem silahını hep dolu tutup, intiharı bir seçenek olarak gözden geçirdiğini söylemiş. Kesin intihardır bence. Nedense sevenleri insana intiharı yakıştıramıyor.
Caine’in aktörlüğü yanında daha geniş sanatçı kişiliği de çok belirgin. Heykeltraş, besteci, ressam, yazar vs. 1960′larda beri sayısız filme imza atmış. Müzik kariyeri de fena değil. Bir takım bestelerini buradan dinleyebilirsiniz.
SOKAK FESTİVALİ 3 BAŞLIYOR – 30 MAYIS’TA KARUM ÖNÜNDE…
PROGRAM
30 Mayıs 2009 Gün Boyunca Resim Çalışmaları (İsteyen şövalesini alıp katılabilir.)
“Objektifte Ankara Var!” Fotoğraf sergisi
“24 Saat Kavaklıdere” Fotoğraf sergisi
Karikatür Sergisi
Çevre Sergisi
ve
Serbest Kürsü…(dileyen Daha Renkli bir Başkent için gelip konuşabilir.)
10:00 – Karum çim alanında Meral Ceylan‘la Güneşi Selamlama
11:00 – 16:00 arası: Stantlar, mini etkinlikler, Avrupa’dan müzik
16:00 – 17:30 arası: Çocuklara Yönelik Aktiviteler
16:00′dan itibaren:
GO Oyunu Eğitimi ve Turnuvası,Capoeira Gösterileri, Avusturya’dan İllüzyon gösterileri, Ebru Atölyesi, Dijital fotoğraf etkinlikleri,Günbatımında Yoga (Yoga Sala ile)
19:00’dan itibaren Müzik ve Dans: Viento Latino eşliğinde “Avrupa’dan hepimizin bildiği şarkılar“
20:30 Film Gösterimi: “İstiridye Prensesi” -sessiz film-
21:30 Belgesel Gösterimi: “A Fair to Remember”
Tüm etkinliklere katılım ücretsiz ve LEO Organizasyon tarafından düzenleniyor. Durance sponsor. Etkinliklerle ilgili ayrıntılı bilgi için.
Haydi bakalım, eğlenmece…
Nil Karaibrahimgil’in yeni albümü piyasaya çıkmış bir süre önce. Kendisini yakından takip ediyorum diyemem doğrusu. Çok tarzım değil yaptığı müzikler. Ama sevimli buluyorum sound’unu. Çalmaya başlasa istasyon değiştirmem, hatta keyfim yerindeyse eşlik de edebilirim. Şarkı sözlerini de genelde yaratıcı buluyorum, bazıları bana dokunuyor bile.Söyleşisini görsem orada burada, kesin okurum, atlamam. Her zaman insanı gülümseten bir şeyler çıkar. Radikal’de de Elif Türközmez’in röportajını görünce kaçırmadım. Çizgi film izlerken bile ağlama potansiyelim çok yüksek olduğundan, Simpsons seyrederken duygulanıp şarkı yazma havasına girdiğini duyunca daha bir kanım kaynadı.
“Ben çizgi romanlardan, çizgi filmlerden, okuduğum, gördüğüm her şeyden ilham alıyorum. O şarkıyı öğretmenlere yazdığım sanılmasın. Bir gün ‘Simpsonlar’ı izlerken yazdım. Bart’ın öğretmeni gazeteye ilan veriyordu, seveceği birini bulmak için. Bart ve arkadaşları da kadınla dalga geçmek için bunu kafelere falan çağırıyordu. Böyle yağmurlu havalarda saatlerce bekletip uzaktan bakıp gülüyorlardı. Ben bunu izlerken bir ağla, bir ağla… Mahvoldum, çok üzüldüm, bu şarkıyı yazdım. Demiştim ya, bazı insanların algısı başka türlü açık. Her şey size şarkı yazmak için ilham veriyor. Lisa Simpson benim idolüm mesela. Alice de öyle. Bazı karakterler çok etkiliyor beni. Mesela ‘Wall-E’ diye bir film izledim en son. Oradaki robotu kendime benzettim. İçine aldığı şeyleri küp şeklinde dışarı çıkarıyor bu robot. Ben de öyleyim; gördüğüm, duyduğum şeyleri kendi içimde dönüştürüp şarkı olarak, yazı olarak dışarı çıkarıyorum.”
Bir de söyle demiş:
“Bugünlerde ‘Ağaçların Gizli Hayatı’ * diye bir kitap okuyorum. Kitap şöyle başlıyor: Ağaç olmak zordur! Ben bunu okuyunca dedim ki “O da mı?” (kahkaha patlatıyor) O da mı zor ya? Ağaç olmak da zorsa, ne kaldı? Ağaçlara bile huzur yokmuş, anladım. İnsana nasıl olsun?”
Her şeyin ötesinde, Nil bence Türk pop camiasındaki en güzel kadınlardan biri. Minik ama en güzel.
* Secret Life of Trees, Colin Tudge
Bugün Pazartesi. Magazin günü. Gerçi deliye hergün bayram o da ayrı…
Heidi Klum en sevdiğim modellerden. Onun fotoğraflarını basıdan takip etmekten daha eğlenceli olanı ailesinin fotoğraflarını takip etmek. Heidi Klum ve Seal yıllardır evliler bir sürü, rengarenk çocukları var.
NYC’de Bar Pitti’de 2007 yılında çekilmiş bu resimdeki kızları Leni.
Bu da diğer oğulları Johan. Heidi Johan’a 8 aylık hamileyken Ellen de Generes’in programında dans edip harika görünmeyi başarmıştı. (Ayın 20′sın bu posta bakarken link verdiğim sayfanın görüntülemediğini fark ettim. Telafi için Heidi’nin soyunduğu bir video’ya referans vermek isterim)
Bu da Henri ve Heidi’nin öpüş koklaş bir resmi. Bu fotoğrafı Seal 2008′de Beverly Hills’de çekmiş.
Bu da Johan’ın geçen sene babasıyla bir resmi.
Fotoğrafların bazıları buradan.
Heidi ve Seal çok sevgili tipler. Her sene nerdeyse nikah tazeliyorlar. Victoria’s Secret defilesinde ise birlikte sahne almışlardı ve harikaydılar. Seal dünyanın en çirkin erkeklerinden. Ama garip ve değişik bir havası olduğunu da kimse inkar etmiyor.
Billboard Radio‘nun 87.7 frekansından yayın yaptığını duyar duymaz, “neredeyse lig dışı kalıyormuş, ucundan yakalamış” esprisini yapmıştım. Hani canınız bazen eski şeyler dinlemek ister ya, 80ler, 90lar… İşte o zaman başvurabileceğiniz harika bir adres. Çok sevdim ben, sık sık dinleyeceğim artık. Web sitesinden online dinleyebilme imkanı daha da güzel. Zaten Internet üzerinden online yayın yapan radyolara bayılıyorum (mesela Radyo Eksen). Bilgisayara takılan bir kulaklıkla başka bir dünyanız olabiliyor.
Ben lisedeyken, Ankara’da Capital Radio yeni yayına başlamıştı. Akşamları Öykü (Serter) ile İstek ve Armağan Parça saati olurdu. Bütün gün ve gece radyo dinlerdim. Hatta bir doğumgünümde, arkadaşımla pasta yapıp Capital Radio’ya gitmiştik. Timur vardı; beraber yemiştik. Şimdi evimim konumundan herhalde, bütün radyolar çok cızırtılı… Çok mutsuzum:(
İmza G.