
Neredeyse yıllardır Kırmızı Baykuş’a bir şeyler yazmamış gibi hissediyorum. Neden yazmıyorum? Bu soru devamlı geliyor. Şöyle cevap veriyorum: Bin tane kaliteli blog var ve millet o kadar farklı yerlere gitmiş ki, gittiklerini de öyle eğlenceli anlatıyor ki benimkiler çok sıradan ve üstün körü geliyor doğrusu. Moralim bozuluyor. “Şu anda deniz kenarında balık yiyoruz” kıvamında bir şeyler olsun istemiyorum. Devamlı onu mu yazayım, bunu mu yazayım, yoksa hiç bir şey yazmayayım muhasebesi içindeyim. Sonra da geçen gün aklıma Kırmızı Baykuş işine girme amacımızın ” bir gün torunlar da okusun, gülümsesin diye” bir takım şeyler yazmak olduğu aklıma geldi. “Kasmayayım bari” dedim kendi kendime, “National Geographic yazarı değilsin, kimse senden Güney Kutbuna ilişkin yazı beklemiyor” diye düşündüm, gerçi inşallah onu da yazarım ileride:). “Dolayısıyla rahatlıkla tırıvırı şeyler yazabilirim” diye kendimi rahatlattım. 3-5 kişi okusa bana yeter.
İmza D.
Bunlar da ilginizi çekebilir...