SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
The man who was not there – Orada olmayan adam
11.Temmuz.2009

Coen kardeşleri seven ve seyredenler bilirler: ikisinin filmlerinde Hollywood’un klasik dönemlerine bir sempati gözlenebilir. The Man Who Was Not There 1940’lı yıllarda Kaliforniya’da bir kasabada yaşayan Ed Crane’in hikayesini anlatıyor. Coen’lerden  ziyade, benim için filmi çekici kılan Ed Crane’i Billy Bob Thornton‘un oynuyor olması.

billy-bob

Ed zaten mutsuz, tatminsiz bir tip, bir de karısının kendisini aldattığını öğreniyor. Dolayısıyla daha bir üzülüyor, süzülüyor,   karısının sevgilisine şantaj yapıp yırtmayı planlıyor, ama plan elinde patlıyor. Sonra bir sürü şey oluyor. Film 2001 çekimi. Scarlett Johansson da var. Ben sırf Billy Bob seyredeceğiz diye direk Hollywood filmleri seven bir grup insanı bu filme sürüklemiştim. Film  kara film çıkınca grup içinde popülaritem bir nebze darbe yedi. Biraz yavaştı kabul ediyorum, ama herkes çok iyi oyuncuydu vs. Geçen gün TNT’de oynamış da aklıma geldi.

Billy Bob’un bir de müzik kariyeri var: The Boxmasters. Bunlar 8 Nisan 2009’da CBC’de bir röportaja katılmışlar. Billy Bob  soruların çoğuna bilmiyorum (eh, i don’t know) demiş. Mesela grup ne zaman kuruldu, nereden tanışıyorsunuz falan gibi sorular.  Öncesinde de programın sunucusuna bana sinemayla ilgili soru sorma diye tembihlemiş. Her yerde bir pot kırma hikayesi var, biraz cin, patavatsız bir tip. Bir de Angelina Jolie’nin eski kocası ama onun konuyla alakası yok.

Benim çok sevdiğim  Oliver Stone’un U -Turn‘ünde ve Monster’s Ball’da da oynamıştır kendisi. İkisiyle de ilgili bir çift laf edip mevzuyu kapatıyorum. U-Turn’de Sean Penn çok başarılıydı ve bu film hakkında  daha sonra söyleyecek çok sözüm var. Monster’s Ball’da da Halle Berry acayip tipsiz, ama bir o kadar da iyiydi. Birisi Oscar almıştı gibi aklımda kalmış, ama baktım öyle değilmiş.

İmza D.

Bir anka kuşu
3.Mayıs.2009

Joaquin Phoenix çok sevdiğim aktörlerden.

joaquinphoenix3232

The Gladiator‘da ve U Turn‘de, çok sevmiştim oyununu. Geçenlerde Johnny Cash’in hayatını oynadığı ve Altın Küre kazandığı Walk the Line‘ı seyrettikten sonra kendisini bir kere daha takdir ettim. Bu film için  gitar çalmayı öğrenip tüm şarkıları kendi söylemiş. Kendi sesi mi değil mi diye filmden sonra epey tartışmıştık. Yine haklı çıktım:)  Üstelik Reese Witherspoon da bütün şarkıları kendi okumuş. İkisi de Oscar’a aday gösterildiler. Reese aldı gerçi, filmle ilgili bir söyleşisini okumak isterseniz buradan lütfen.

reesewitherspoonline110Joaquin, 2008 Ekim’inde bir daha asla film yapmayacağını duyurduğunda içim cızz etmişti. Zaten bir iki adam var peşinde olduğum onların da bu piyasadan elenmesini istemiyorum. Allahtan bu tip büyük sözlerin genelde tutulmadığına dair bir kanaatim var; onun için içim bir nebze rahat. Ama kendisi emin misiniz tarzında sorulara çok kızıyormuş. Röportajları yarım bırakıyormuş vs. Yani ciddi de olabilir. Bir resmini görmüştüm. Gywneth Paltrow ile oynadığı, son filmi Two Lovers‘ın galasına katıldığında parmaklarına good bye yazmıştı.dsc005413

Joaquin’in kardeşlerinin isimleri çok ilginçtir; Rain, Summer ve 93’de yüksek dozdan ölen River. Aile doğaya epey düşkünmüş. Çok ciddi ve faal bir hayvan hakları savunucu ve P.E.T.A. üyesi. Hatta vegan kendisi.

Özetle  bu kariyer bitsin istemiyoruz.

İmza D.